Eski Tunceli valisinin altı yıl önceki bir cinayet soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırldığı haberini okuyunca bu köşe yazısını yazmak ihtiyacı hissettik.
Evet Uşak Valileri de suç işleyebilir
Keyfi davranabilir.
Bunun Uşak'ta yaşanmışlarını gördük. Bu konuda Rağıp abim en çok çile çekenlerdendir. Uşak'ta ki duruma gelmeden konuyu doğru anlamak için Rağıp Bayraktar abimin 2023 yılında yazdığı köşe yazısında ki iki zıt valiyi anlatan şu hikayeyi okumak çok önemli
Köşe yazısının linki şu https://www.usaktanhaber.com.tr/yazarlar/ragip-bayraktar-1/ibretlik-iki-hikaye-65
İBRETLİK İKİ HİKAYE
Bizim hikayecilik yönümüzde var.
Bu köşe yazımızda size farklı illerde aynı makama atanmış iki kişinin, birbirinden farklı ve ilginç göreve başlama hikayelerini anlatayım istedim.
Valiler kararnamesi ile ikisi de Valilik görevine ilk defa tayin olmuşlardı. Birisi kaymakamlıktan diğeri de genel müdürlükten valiliğe atanmıştı.
Birisi bayan diğeri de erkekti.
Önce bayan valinin göreve başlama hikayesini anlatalım.
Valilik binası önündeki bahçede yapılan tebrikleşme bitince özel kalem müdürü “ Buyurun efendim, makamınıza geçelim” diyerek saygıyla; eliyle binanın ana giriş kapısını gösterdi.
Kapıdan girdikten sonra, yerde serili halı üzerinde birkaç metre yürüyen vali hanımın, aniden halıdan ayrılıp, çıplak zemin üzerinde yürümeye başlaması özel kalem müdürünün dikkatini çekti. Ancak, bu davranışa bir mana veremedi. Sonra “Acaba mütevaziliğinden mi?” diye düşündü. Ve o da halıdan ayrılıp valinin arkasından çıplak zeminde yürümeye başladı.
Vali, çıplak zeminde yürümeye başlayınca bina içerisinde ki sessizlik; valinin sivri topuklu ayakkabılarının çıkardığı tak.. tak.. tak.. tak.. tak sesleriyle bozuldu.
Binanın içinde tak.. tak.. tak.. tak.. tak.. tak.. sesleri, yankılarıyla birbirine karışıp, garip bir uğultuya dönüştü.
Vali, kendi ayakkabılarından çıkan tak tak seslerini büyük bir zevkle dinlerken; kalbinden, “ Bu sesler; büyük mücadeleler sonunda kazanılmış bir zaferin ayak sesleridir. Herkes duysun! ” diye geçiriyordu.
Birinci kata çıktıklarında valinin ilk dikkatini çeken şey, makam odasının kapısı önünde duran sekreterin kırmızı gömleği oldu.
Kırmızıyı çok severdi.
Makam giriş kapısına yaklaşınca, sekreterin makyajsız tabii yüz güzelliği, valiye kırmızı gömleği unutturdu.
Sekreter “ Hoş geldiniz sayın valim” deyince o, zoraki bir tebessüm ile karşılık verdi.
Vali makam odasına girince aniden durdu ve odayı seyretmeye başladı. Valinin arkasından gelen özel kalem müdürü ve sekreter de mecburen durdular.
Vali, özel kalem müdürü ve sekretere sırtı dönük olarak “Tebrikleri makam odasında yapacağımız değişikliklerden sonra kabul edeceğiz. Ona göre program yapın. Kimlerle çalışıyorsak kataloglarla birlikte gelsinler” deyince; sekreter, “ efendim, giden valimiz yeni değişiklik yapmıştı. Dört ay kadar kullanabildi” deyiverdi.
Vali arkasında duran özel kalem müdürü ve sekretere doğru, şimşek gibi ani bir dönüş yaptı. Ve bütün gücüyle bağırarak, sekreterin üzerine yürüdü.
“Ukalalık yapma!... Sen kimsin ki konuşuyorsun? Sana Fikrini soran mı oldu?” dedi.
Özel kalem müdürü de sekretere sen ne yaptın? Gibisinden bir bakış attı.
Sekreter mahcup bir halde boynunu büküp “ Çok özür dilerim sayın valim.” deyince; vali sekreterin önüne kadar geldi ve burun buruna bir mesafeden bağırarak “ Haddini bilmez!.. Ukala!.. Defol!.. Çık dışarı!” dedi.
Sekreter dışarı çıktı.
Valinin yanında on dakika kadar kalan özel kalem müdürü, makam odasından çıkıp sekreterin yanından geçerken, sekreterin ağlamaktan kanlanmış gözlerine bakıp, çaresiz bir yüz ifadesiyle “Bununla işimiz var” dedi.
……..
Göreve yeni başlayan diğer valinin hikayesi ise şöyle;
……..
Valilik binası önündeki bahçede yapılan tebrikleşme bitince, özel kalem müdürü “ Buyurun efendim, makamınıza geçelim” diyerek, saygıyla; eliyle binanın ana giriş kapısını gösterdi.
Kapıdan girip, halı üzerinden merdivenlere doğru yöneldiler. Merdivene vardıklarında; vali arkasından yürüyen özel kalem müdürünü hizasına çağırdı ve elinde ki kendi çantasını alırken, “Beraber yürüyelim” dedi.
Özel kalem müdürüne kaç yıldır görev yaptığını, yaşını, tahsilini, medeni durumunu ve memleketini soran vali, makam katına çıktıklarında geniş salonun sol tarafında ki duvara yöneldi.
Duvarın önünde durup karşıda asılı duran eski ve yeni milletvekili resimlerini incelemeye başladı. Bir müddet sonra geriye dönüp makam odasına yöneldi. Makam odasının kapısında bekleyen sekreter “Hoş geldiniz sayın valim.” dedi.
Vali, sekreterin önünde durup elini uzattı. Tokalaşırken “Teşekkür ederim. Beraber çalışacağız. İnşallah hayırlı işler yapmak nasip olur” dedi. Sekreter de “ İnşallah” dedi.
Vali makam odasına girip, makam masasının önündeki misafir koltuklarından sağ taraftakine oturdu. Elindeki çantasını da sehpaya koydu. Özel kalem müdürünü de eliyle karşı koltuğa davet etti. Makam odasının girişinde duran sekreter “bir şey alır mısınız?” diye sorunca “Birazdan” dedi.
Vali özel kalem müdüründen iki şey istedi. Birincisi bütün kurum amirleriyle tek tek ve yalnız olarak tanışmak istediğini; programın isteyenler için mesai dışında da olabileceğini söyledi.
İkincisi de; o ilde daha önce görev yapmış ve şu an yaşamayan, vefat etmiş valilerin listesini istedi.
Özel kalem müdürü ikinci emrin ne işe yarayacağını anlamamıştı. İkinci emir için kısa bir zaman isteyip gitti.
Özel kalem müdürü makamdan çıkarken sekretere valinin kendini çağırdığını söyledi. Vali sekretere “sana zahmet bana şekersiz çay, kendine de bir şey al gel” dedi .
Vali tanışmaya sekreterden başladı.
Onu dinlerken, kendini istemeden bir aile dramının içinde buldu. Konuşmakta zorlanmaya başlayan sekretere elini yüzünü yıkamak için izin verdi. Sekreterin üzülmesine sebep olduğu için kendine kızdı.
Yalnız kalınca özel kalem müdürünün hazırlayıp getirdiği vefat etmiş valiler listesini sağ eline alıp baktı.. baktı ve kendi kendine “ bunlara yar olmayan sana mı yar olacak? Bunlara vefa göstermeyen sana mı vefa gösterecek? Ey nefsim, bu elimdeki listedekiler de sen de biliyorsun ki; bu makamlar ile birlikte hayatın da bir sonu var. Kendine gel. Gururlanma.. kibirlenme… Aklını başına al..” diye kendine nasihat etti.
Sephanın üzerindeki çantasını açtı. İçinden her ay maaşından aldığı hediyelik altınları çıkardı. Tam altı küçük kutu içinde altı altın vardı. Beş yıl önce vefat eden annesi “ Oğlum gönül almaya bak! Hiç bir şey yapamazsan ihtiyacı olana altın ver. Altının çaldığı gönlü başkası çalamaz!” demişti. O sebepten çantasında mutlaka altın bulunduruyordu.
Altı altını tek bir kutuya, o kutuyu da küçük bir poşete koydu. Sonra sekreteri çağırdı.
Sekreterin ağlamaktan kanlanmış gözlerine bakarak “şimdi sana vereceğim şey ve söyleyeceğim söz sırdır. Hiçbir şey sorma! Hiç bir şey söyleme! Ben, sen çıkınca unutacağım. Sen de unut ve kimseye söyleme ” deyip elindeki küçük poşeti uzattı ve “ Bu sana vefat etmiş annemin hediyesi” dedi.
Sekreteri gönderdi.
Sekreter olan bitenden hiç bir şey anlamamıştı. Masasına gelip oturunca, küçük poşetin içindeki kutuyu çıkarıp açtı. Altı hediyelik altını görünce, kendini rüyada zannetti.
Bu sefer de gözlerinden sevinç gözyaşları dökülmeye başladı.
Sekreter sevinç gözyaşları dökerken, vali de oturduğu misafir koltuğundan kalkıp, makam koltuğuna geçmek için ayağa dikelmişti.
Makam koltuğuna otururken de “Allahım sen onun sevinci hürmetine bana yardımcı ol” dedi.
……..
İleriyi gören akıl sahipleri ne demiş?
Mala mülke mağrur olma, deme var mı benim gibi?
Bir muhalif rüzgar eser; savurur harman gibi.
Evet, hikaye bu şekilde
Uşak'ta geçmiş dönemde bu hikayeye de uyan valiler görev yaptı
Yanlış tarafta olanların verdiği zararlar halen Uşak'ta aynı şekilde sürmektedir
Valillerin yaptığı birçok yanlışı düzeltebilecek bir sistem maalesef yok. Ne Cimer ne de Kamu Denetim Kurumu bu hususta yetersiz. Bunun örnekleri, ispatı var.
Bir Valinin yaptığı bazı yanlışları ise ne yazık ki ancak başka bir vali düzeltebiliyor
Tabi ki haberi olursa ya da ilgi gösterirse
Bir çok somut, ispatı mümkün örnek var ancak bu köşe yazısı hacmini aşıyor
Sorunun çözümü için ise
İlgi gösterecek, muhatapları yüzyüze dinleyecek , devletini samimiyetle seven "Sen neden bahsediyorsun kardeşim?" diyecek bir Uşak valisine ihtiyaç var
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
.
.
UŞAK VALİLERİ DE SUÇ İŞLER Mİ?
Eski Tunceli valisinin altı yıl önceki bir cinayet soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırldığı haberini okuyunca bu köşe yazısını yazmak ihtiyacı hissettik.
Evet Uşak Valileri de suç işleyebilir
Keyfi davranabilir.
Bunun Uşak'ta yaşanmışlarını gördük. Bu konuda Rağıp abim en çok çile çekenlerdendir. Uşak'ta ki duruma gelmeden konuyu doğru anlamak için Rağıp Bayraktar abimin 2023 yılında yazdığı köşe yazısında ki iki zıt valiyi anlatan şu hikayeyi okumak çok önemli
Köşe yazısının linki şu https://www.usaktanhaber.com.tr/yazarlar/ragip-bayraktar-1/ibretlik-iki-hikaye-65
İBRETLİK İKİ HİKAYE
Bizim hikayecilik yönümüzde var.
Bu köşe yazımızda size farklı illerde aynı makama atanmış iki kişinin, birbirinden farklı ve ilginç göreve başlama hikayelerini anlatayım istedim.
Valiler kararnamesi ile ikisi de Valilik görevine ilk defa tayin olmuşlardı. Birisi kaymakamlıktan diğeri de genel müdürlükten valiliğe atanmıştı.
Birisi bayan diğeri de erkekti.
Önce bayan valinin göreve başlama hikayesini anlatalım.
Valilik binası önündeki bahçede yapılan tebrikleşme bitince özel kalem müdürü “ Buyurun efendim, makamınıza geçelim” diyerek saygıyla; eliyle binanın ana giriş kapısını gösterdi.
Kapıdan girdikten sonra, yerde serili halı üzerinde birkaç metre yürüyen vali hanımın, aniden halıdan ayrılıp, çıplak zemin üzerinde yürümeye başlaması özel kalem müdürünün dikkatini çekti. Ancak, bu davranışa bir mana veremedi. Sonra “Acaba mütevaziliğinden mi?” diye düşündü. Ve o da halıdan ayrılıp valinin arkasından çıplak zeminde yürümeye başladı.
Vali, çıplak zeminde yürümeye başlayınca bina içerisinde ki sessizlik; valinin sivri topuklu ayakkabılarının çıkardığı tak.. tak.. tak.. tak.. tak sesleriyle bozuldu.
Binanın içinde tak.. tak.. tak.. tak.. tak.. tak.. sesleri, yankılarıyla birbirine karışıp, garip bir uğultuya dönüştü.
Vali, kendi ayakkabılarından çıkan tak tak seslerini büyük bir zevkle dinlerken; kalbinden, “ Bu sesler; büyük mücadeleler sonunda kazanılmış bir zaferin ayak sesleridir. Herkes duysun! ” diye geçiriyordu.
Birinci kata çıktıklarında valinin ilk dikkatini çeken şey, makam odasının kapısı önünde duran sekreterin kırmızı gömleği oldu.
Kırmızıyı çok severdi.
Makam giriş kapısına yaklaşınca, sekreterin makyajsız tabii yüz güzelliği, valiye kırmızı gömleği unutturdu.
Sekreter “ Hoş geldiniz sayın valim” deyince o, zoraki bir tebessüm ile karşılık verdi.
Vali makam odasına girince aniden durdu ve odayı seyretmeye başladı. Valinin arkasından gelen özel kalem müdürü ve sekreter de mecburen durdular.
Vali, özel kalem müdürü ve sekretere sırtı dönük olarak “Tebrikleri makam odasında yapacağımız değişikliklerden sonra kabul edeceğiz. Ona göre program yapın. Kimlerle çalışıyorsak kataloglarla birlikte gelsinler” deyince; sekreter, “ efendim, giden valimiz yeni değişiklik yapmıştı. Dört ay kadar kullanabildi” deyiverdi.
Vali arkasında duran özel kalem müdürü ve sekretere doğru, şimşek gibi ani bir dönüş yaptı. Ve bütün gücüyle bağırarak, sekreterin üzerine yürüdü.
“Ukalalık yapma!... Sen kimsin ki konuşuyorsun? Sana Fikrini soran mı oldu?” dedi.
Özel kalem müdürü de sekretere sen ne yaptın? Gibisinden bir bakış attı.
Sekreter mahcup bir halde boynunu büküp “ Çok özür dilerim sayın valim.” deyince; vali sekreterin önüne kadar geldi ve burun buruna bir mesafeden bağırarak “ Haddini bilmez!.. Ukala!.. Defol!.. Çık dışarı!” dedi.
Sekreter dışarı çıktı.
Valinin yanında on dakika kadar kalan özel kalem müdürü, makam odasından çıkıp sekreterin yanından geçerken, sekreterin ağlamaktan kanlanmış gözlerine bakıp, çaresiz bir yüz ifadesiyle “Bununla işimiz var” dedi.
……..
Göreve yeni başlayan diğer valinin hikayesi ise şöyle;
……..
Valilik binası önündeki bahçede yapılan tebrikleşme bitince, özel kalem müdürü “ Buyurun efendim, makamınıza geçelim” diyerek, saygıyla; eliyle binanın ana giriş kapısını gösterdi.
Kapıdan girip, halı üzerinden merdivenlere doğru yöneldiler. Merdivene vardıklarında; vali arkasından yürüyen özel kalem müdürünü hizasına çağırdı ve elinde ki kendi çantasını alırken, “Beraber yürüyelim” dedi.
Özel kalem müdürüne kaç yıldır görev yaptığını, yaşını, tahsilini, medeni durumunu ve memleketini soran vali, makam katına çıktıklarında geniş salonun sol tarafında ki duvara yöneldi.
Duvarın önünde durup karşıda asılı duran eski ve yeni milletvekili resimlerini incelemeye başladı. Bir müddet sonra geriye dönüp makam odasına yöneldi. Makam odasının kapısında bekleyen sekreter “Hoş geldiniz sayın valim.” dedi.
Vali, sekreterin önünde durup elini uzattı. Tokalaşırken “Teşekkür ederim. Beraber çalışacağız. İnşallah hayırlı işler yapmak nasip olur” dedi. Sekreter de “ İnşallah” dedi.
Vali makam odasına girip, makam masasının önündeki misafir koltuklarından sağ taraftakine oturdu. Elindeki çantasını da sehpaya koydu. Özel kalem müdürünü de eliyle karşı koltuğa davet etti. Makam odasının girişinde duran sekreter “bir şey alır mısınız?” diye sorunca “Birazdan” dedi.
Vali özel kalem müdüründen iki şey istedi. Birincisi bütün kurum amirleriyle tek tek ve yalnız olarak tanışmak istediğini; programın isteyenler için mesai dışında da olabileceğini söyledi.
İkincisi de; o ilde daha önce görev yapmış ve şu an yaşamayan, vefat etmiş valilerin listesini istedi.
Özel kalem müdürü ikinci emrin ne işe yarayacağını anlamamıştı. İkinci emir için kısa bir zaman isteyip gitti.
Özel kalem müdürü makamdan çıkarken sekretere valinin kendini çağırdığını söyledi. Vali sekretere “sana zahmet bana şekersiz çay, kendine de bir şey al gel” dedi .
Vali tanışmaya sekreterden başladı.
Onu dinlerken, kendini istemeden bir aile dramının içinde buldu. Konuşmakta zorlanmaya başlayan sekretere elini yüzünü yıkamak için izin verdi. Sekreterin üzülmesine sebep olduğu için kendine kızdı.
Yalnız kalınca özel kalem müdürünün hazırlayıp getirdiği vefat etmiş valiler listesini sağ eline alıp baktı.. baktı ve kendi kendine “ bunlara yar olmayan sana mı yar olacak? Bunlara vefa göstermeyen sana mı vefa gösterecek? Ey nefsim, bu elimdeki listedekiler de sen de biliyorsun ki; bu makamlar ile birlikte hayatın da bir sonu var. Kendine gel. Gururlanma.. kibirlenme… Aklını başına al..” diye kendine nasihat etti.
Sephanın üzerindeki çantasını açtı. İçinden her ay maaşından aldığı hediyelik altınları çıkardı. Tam altı küçük kutu içinde altı altın vardı. Beş yıl önce vefat eden annesi “ Oğlum gönül almaya bak! Hiç bir şey yapamazsan ihtiyacı olana altın ver. Altının çaldığı gönlü başkası çalamaz!” demişti. O sebepten çantasında mutlaka altın bulunduruyordu.
Valinin aklı, yarasını deştiği, gönlü kırık sekreterde kalmıştı.
Altı altını tek bir kutuya, o kutuyu da küçük bir poşete koydu. Sonra sekreteri çağırdı.
Sekreterin ağlamaktan kanlanmış gözlerine bakarak “şimdi sana vereceğim şey ve söyleyeceğim söz sırdır. Hiçbir şey sorma! Hiç bir şey söyleme! Ben, sen çıkınca unutacağım. Sen de unut ve kimseye söyleme ” deyip elindeki küçük poşeti uzattı ve “ Bu sana vefat etmiş annemin hediyesi” dedi.
Sekreteri gönderdi.
Sekreter olan bitenden hiç bir şey anlamamıştı. Masasına gelip oturunca, küçük poşetin içindeki kutuyu çıkarıp açtı. Altı hediyelik altını görünce, kendini rüyada zannetti.
Bu sefer de gözlerinden sevinç gözyaşları dökülmeye başladı.
Sekreter sevinç gözyaşları dökerken, vali de oturduğu misafir koltuğundan kalkıp, makam koltuğuna geçmek için ayağa dikelmişti.
Makam koltuğuna otururken de “Allahım sen onun sevinci hürmetine bana yardımcı ol” dedi.
……..
İleriyi gören akıl sahipleri ne demiş?
Mala mülke mağrur olma, deme var mı benim gibi?
Bir muhalif rüzgar eser; savurur harman gibi.
Evet, hikaye bu şekilde
Uşak'ta geçmiş dönemde bu hikayeye de uyan valiler görev yaptı
Yanlış tarafta olanların verdiği zararlar halen Uşak'ta aynı şekilde sürmektedir
Valillerin yaptığı birçok yanlışı düzeltebilecek bir sistem maalesef yok. Ne Cimer ne de Kamu Denetim Kurumu bu hususta yetersiz. Bunun örnekleri, ispatı var.
Bir Valinin yaptığı bazı yanlışları ise ne yazık ki ancak başka bir vali düzeltebiliyor
Tabi ki haberi olursa ya da ilgi gösterirse
Bir çok somut, ispatı mümkün örnek var ancak bu köşe yazısı hacmini aşıyor
Sorunun çözümü için ise
İlgi gösterecek, muhatapları yüzyüze dinleyecek , devletini samimiyetle seven "Sen neden bahsediyorsun kardeşim?" diyecek bir Uşak valisine ihtiyaç var
En Çok Okunan Haberler