Çocuk yetiştirme konusunda tek bir reçetenin geçerli olmadığını hepimiz biliyor ve yaşantımızda da deneyimliyoruz. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme serüveninde genelde en çok sorun yaşadığı ve tıkandığı yer de sınır koyma olmakta. Sınır deyince gerek ebeveynlerin gerekse çocukların zihinlerine olumsuzluk gelse de sağlıklı bir gelişim süreci için sınırlar olmazsa olmazdır.
Etrafımıza baktığımızda her şeyin kendi istediği gibi olmasını isteyen sınırları olmayan yetişkinler azımsanamayacak sayıdalar maalesef… İşte bu yüzdendir ki sınırlar gerek sosyal çevremizdeki gerekse aile bireylerinin ihtiyaçlarını fark etmeleri, haklarına saygı duymaları, olayları ve beklentileri daha gerçekçi algılamaları ve ayakları yere basan bireyler yetişmesi açısından önemlidir. Elbette ki ebeveynlerin sınırları belirlemesinde rolü çok önemlidir. İnsan doğası gereği sınırları zorlamayı her zaman dener. Çocuklar da büyüme yolculuğunda sınırları zorlamayı elbette ki deneyecekler. Deneyecekler ki ebeveynleri, etrafındakiler nasıl tepki verecek gözlemleyecek. Gözlemleyecek, deneyecek ki ona göre bir davranış örüntüsü şekillendirsin. Bu yüzden koyulan kuralların sınırların net olması önemli. Kurallar duruma, kişiye ortama göre değişmemeli. Aksi halde sınırlar aşılmaya mahkûm olur. Kuralların, sınırların belirlenmesi sürecinde çocukların da karar alma sürecine katılmaları kurallara uyma olasılığını arttıracaktır.
Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken sınırları öğretmesi öz disiplin edinmesine katkı sunması çok kıymetli. Aksi halde iş hayatında, sosyal hayatta kendimizi “bu kişi bunu nasıl yapar, bunu nasıl söyler vb.” serzenişlerde bulunurken buluruz ki buluyoruz da…
Sınırlar konusunda kimisi kendi sınırlarının aşılmasından şikayetçi olurken, kimisinin de başkalarının sınırlarını rahatsızlık dahi duymadan aştığını görerek hayretler içinde kalıyoruz. Hak aramak, adalet aramak, bir gruba ait olmak uğruna değer yargıları hiçe sayılarak sınırlar aşılınca da bize “kocaman bir şaşkınlık” yaşamak düşüyor. Sınır kavramı ile tanışmamış bir yetişkinin toplumsal normların ve sosyo-kültürel yapının aksine kişisel hırs ve çıkar uğruna gösterdiği olumsuz davranış kalıplarının topluma yansıması, değer yargıların sarsılması ve doğrulara yönelik inancın da sarsılmasına neden olmakta, anormalin normalleştirilmeye başladığı noktaya gelmekte. Normal olan durumlar da anormal hale gelmekte.
Sınırların her yerde, her koşulda, her alanda net olması toplumun da bu gerçekliğe uyma ve doğruya, gerçeğe inanmasını güçlü tutacaktır. Biz bireylerin ve ebeveynlerin de değer yargılarının önemini çocuklara aktarmak davranışlarımızla da rol model olarak göstermek gerek. İşte tam da burada kişisel hırs, çıkar ya da konfor alanı gözetmeksizin yapılan doğruların çocuğa aktarımı kıymet buluyor. Yapılan yanlış davranışlara da kayıtsız kalmamak gerekiyor aksi halde normal ve anormal yer değiştiriyor. Bu yüzden doğruyu yapmak ve yanlış yapanı da onaylamamak gerekiyor.
Adaletli davranan, başkalarının hakkına saygı duyan bireyler ve kendi sorumluluklarının farkında olan bireyler yetiştirmek için tüm ebeveynleri önce rol model olmaya ve “toplum neden böyle, devir kötü” naraları atmak yerine “ben ne yapabilirim”i düşünmeye, çocuklarımız bu doğrultuda büyütmeye davet ediyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Seval KADIOĞLU
SINIRLAR
Çocuk yetiştirme konusunda tek bir reçetenin geçerli olmadığını hepimiz biliyor ve yaşantımızda da deneyimliyoruz. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme serüveninde genelde en çok sorun yaşadığı ve tıkandığı yer de sınır koyma olmakta. Sınır deyince gerek ebeveynlerin gerekse çocukların zihinlerine olumsuzluk gelse de sağlıklı bir gelişim süreci için sınırlar olmazsa olmazdır.
Etrafımıza baktığımızda her şeyin kendi istediği gibi olmasını isteyen sınırları olmayan yetişkinler azımsanamayacak sayıdalar maalesef… İşte bu yüzdendir ki sınırlar gerek sosyal çevremizdeki gerekse aile bireylerinin ihtiyaçlarını fark etmeleri, haklarına saygı duymaları, olayları ve beklentileri daha gerçekçi algılamaları ve ayakları yere basan bireyler yetişmesi açısından önemlidir. Elbette ki ebeveynlerin sınırları belirlemesinde rolü çok önemlidir. İnsan doğası gereği sınırları zorlamayı her zaman dener. Çocuklar da büyüme yolculuğunda sınırları zorlamayı elbette ki deneyecekler. Deneyecekler ki ebeveynleri, etrafındakiler nasıl tepki verecek gözlemleyecek. Gözlemleyecek, deneyecek ki ona göre bir davranış örüntüsü şekillendirsin. Bu yüzden koyulan kuralların sınırların net olması önemli. Kurallar duruma, kişiye ortama göre değişmemeli. Aksi halde sınırlar aşılmaya mahkûm olur. Kuralların, sınırların belirlenmesi sürecinde çocukların da karar alma sürecine katılmaları kurallara uyma olasılığını arttıracaktır.
Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken sınırları öğretmesi öz disiplin edinmesine katkı sunması çok kıymetli. Aksi halde iş hayatında, sosyal hayatta kendimizi “bu kişi bunu nasıl yapar, bunu nasıl söyler vb.” serzenişlerde bulunurken buluruz ki buluyoruz da…
Sınırlar konusunda kimisi kendi sınırlarının aşılmasından şikayetçi olurken, kimisinin de başkalarının sınırlarını rahatsızlık dahi duymadan aştığını görerek hayretler içinde kalıyoruz. Hak aramak, adalet aramak, bir gruba ait olmak uğruna değer yargıları hiçe sayılarak sınırlar aşılınca da bize “kocaman bir şaşkınlık” yaşamak düşüyor. Sınır kavramı ile tanışmamış bir yetişkinin toplumsal normların ve sosyo-kültürel yapının aksine kişisel hırs ve çıkar uğruna gösterdiği olumsuz davranış kalıplarının topluma yansıması, değer yargıların sarsılması ve doğrulara yönelik inancın da sarsılmasına neden olmakta, anormalin normalleştirilmeye başladığı noktaya gelmekte. Normal olan durumlar da anormal hale gelmekte.
Sınırların her yerde, her koşulda, her alanda net olması toplumun da bu gerçekliğe uyma ve doğruya, gerçeğe inanmasını güçlü tutacaktır. Biz bireylerin ve ebeveynlerin de değer yargılarının önemini çocuklara aktarmak davranışlarımızla da rol model olarak göstermek gerek. İşte tam da burada kişisel hırs, çıkar ya da konfor alanı gözetmeksizin yapılan doğruların çocuğa aktarımı kıymet buluyor. Yapılan yanlış davranışlara da kayıtsız kalmamak gerekiyor aksi halde normal ve anormal yer değiştiriyor. Bu yüzden doğruyu yapmak ve yanlış yapanı da onaylamamak gerekiyor.
Adaletli davranan, başkalarının hakkına saygı duyan bireyler ve kendi sorumluluklarının farkında olan bireyler yetiştirmek için tüm ebeveynleri önce rol model olmaya ve “toplum neden böyle, devir kötü” naraları atmak yerine “ben ne yapabilirim”i düşünmeye, çocuklarımız bu doğrultuda büyütmeye davet ediyorum.