Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakmamıştır.”
Çocuklarımız, Allahü teâlânın bizlere lütfettiği çok değerli nimetler ve emanetlerdir. Bu nimetlerin kıymetini bilmeli ve bu emanetlere sahip çıkmalıyız. Yavrularımızın maddi ihtiyaçlarını olduğu kadar manevi ihtiyaçlarını da karşılamalıyız.
Onların gönüllerini ilim, hikmet ve edeple donatmalıyız. Çocuklarımızın dünyada ve ahirette mutlu olması için Allahü teâlâyı ve Peygamber Efendimizi, vatanını, milletini ve bayrağını seven bir nesil olarak yetiştirmek hepimizin en mühim vazifesidir.
Bir toplumun gerçek gücü, sahip olduğu maddi imkânlardan çok, yetiştirdiği insanların kalitesiyle ölçülür. Bu sebeple çocukların iyi yetiştirilmesi yalnızca ailelerin değil, bütün bir toplumun en hayatî meselesidir. Çocuk yetiştirmek sadece onu büyütmek değil; imanlı, ahlaklı ve edepli bir evlat olarak yetiştirmektir. Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) buyurdu ki:
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.” [Tirmizi]
Çocukların temiz kalpleri kıymetli bir cevher gibidir. Mum gibi her şekli alabilir. Küçük iken hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir; temiz toprağa ne ekilirse, onun meyvesi alınır. Neye meylettirilirse, oraya yönelir. Hayırlı işlere alıştırılırsa hayır üzerine büyürler. Onlara îmân, Kur’ân-ı kerîm ve Allahü teâlânın emirleri, helal-haram, kul hakkının önemi, büyüklere saygı, küçüklere şefkat ve merhamet öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa din ve dünya saadetine ererler. Bu saadete anaları, babaları ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise hem dünyada hem de ahirette sıkıntı çekerler. Yapacakları her fenalığın günahı, ana baba ve hocalarına da yazılır.
Çocuğun kişiliğinin, karakterinin şekillendiği ilk ve en önemli yer aile yuvasıdır. Bu sebeple aile ortamı çocuğa evi özletecek şekilde olmalıdır. Evde sevgi, saygı, muhabbet ve huzur hâkim olmalıdır. Böyle bir ortamda yetişen çocuk, hayata daha güzel hazırlanır ve başarılı olur.
Çocuklarımızı yetiştirmek sabır ve gayret ister. Onların gönüllerine Peygamber Efendimizin, Eshâb-ı kiramın, evliya ve âlimlerin örnek hayatlarını yerleştirmeli; aynı zamanda kötü arkadaşlardan koruyup teknolojiye esir olmadan onu bilinçli ve faydalı bir şekilde kullanmalarını sağlamalıdır.
Gerektiği gibi yetiştirilmeyip ihmal edilen çocuklar, tamiri çok zor olan zararlı alışkanlıklara ve kötü davranışlara sürüklenirler; yalnız kendilerini değil, ailelerini ve içinde yaşadıkları toplumu da felakete sürüklerler.
Çocuklarını imanla, güzel ahlakla ve sağlam bir şahsiyetle gerektiği gibi yetiştiren aileler; hem onların hem de kendilerinin dünya ve ahiret saadetine kavuşmalarına vesile olurlar. Topluma da hayırlı bir nesil kazandırırlar. Böyle yetişen hayırlı evlatlar güzel bir hayat yaşar, anne ve babalarının da sevap kazanmalarına vesile olurlar. Bu kıymetli hizmeti başaran anne ve babalar, en önemli vazifelerini yapmış olarak ve vebal altında kalmadan nihayet dünyadan göçüp giderler; arkalarından sevap gelmeye devam eder...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Salim KÖKLÜ
Hayırlı evlat yetiştirmek...
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli bir miras bırakmamıştır.”
Çocuklarımız, Allahü teâlânın bizlere lütfettiği çok değerli nimetler ve emanetlerdir. Bu nimetlerin kıymetini bilmeli ve bu emanetlere sahip çıkmalıyız. Yavrularımızın maddi ihtiyaçlarını olduğu kadar manevi ihtiyaçlarını da karşılamalıyız.
Onların gönüllerini ilim, hikmet ve edeple donatmalıyız. Çocuklarımızın dünyada ve ahirette mutlu olması için Allahü teâlâyı ve Peygamber Efendimizi, vatanını, milletini ve bayrağını seven bir nesil olarak yetiştirmek hepimizin en mühim vazifesidir.
Bir toplumun gerçek gücü, sahip olduğu maddi imkânlardan çok, yetiştirdiği insanların kalitesiyle ölçülür. Bu sebeple çocukların iyi yetiştirilmesi yalnızca ailelerin değil, bütün bir toplumun en hayatî meselesidir. Çocuk yetiştirmek sadece onu büyütmek değil; imanlı, ahlaklı ve edepli bir evlat olarak yetiştirmektir. Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) buyurdu ki:
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.” [Tirmizi]
Çocukların temiz kalpleri kıymetli bir cevher gibidir. Mum gibi her şekli alabilir. Küçük iken hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir; temiz toprağa ne ekilirse, onun meyvesi alınır. Neye meylettirilirse, oraya yönelir. Hayırlı işlere alıştırılırsa hayır üzerine büyürler. Onlara îmân, Kur’ân-ı kerîm ve Allahü teâlânın emirleri, helal-haram, kul hakkının önemi, büyüklere saygı, küçüklere şefkat ve merhamet öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa din ve dünya saadetine ererler. Bu saadete anaları, babaları ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise hem dünyada hem de ahirette sıkıntı çekerler. Yapacakları her fenalığın günahı, ana baba ve hocalarına da yazılır.
Çocuğun kişiliğinin, karakterinin şekillendiği ilk ve en önemli yer aile yuvasıdır. Bu sebeple aile ortamı çocuğa evi özletecek şekilde olmalıdır. Evde sevgi, saygı, muhabbet ve huzur hâkim olmalıdır. Böyle bir ortamda yetişen çocuk, hayata daha güzel hazırlanır ve başarılı olur.
Çocuklarımızı yetiştirmek sabır ve gayret ister. Onların gönüllerine Peygamber Efendimizin, Eshâb-ı kiramın, evliya ve âlimlerin örnek hayatlarını yerleştirmeli; aynı zamanda kötü arkadaşlardan koruyup teknolojiye esir olmadan onu bilinçli ve faydalı bir şekilde kullanmalarını sağlamalıdır.
Gerektiği gibi yetiştirilmeyip ihmal edilen çocuklar, tamiri çok zor olan zararlı alışkanlıklara ve kötü davranışlara sürüklenirler; yalnız kendilerini değil, ailelerini ve içinde yaşadıkları toplumu da felakete sürüklerler.
Çocuklarını imanla, güzel ahlakla ve sağlam bir şahsiyetle gerektiği gibi yetiştiren aileler; hem onların hem de kendilerinin dünya ve ahiret saadetine kavuşmalarına vesile olurlar. Topluma da hayırlı bir nesil kazandırırlar. Böyle yetişen hayırlı evlatlar güzel bir hayat yaşar, anne ve babalarının da sevap kazanmalarına vesile olurlar. Bu kıymetli hizmeti başaran anne ve babalar, en önemli vazifelerini yapmış olarak ve vebal altında kalmadan nihayet dünyadan göçüp giderler; arkalarından sevap gelmeye devam eder...