Gençlik çağı, güç ve kuvvetin yerinde ve insanın en dinç olduğu zamandır. İbadet ve hayırlı işler yapmak için en kıymetli vakittir.
İnsana verilen nimetler içinde bazıları vardır ki, değeri ancak kaybedildiğinde anlaşılır. Bunlardan biri gençliktir. Zira bu dönem, hem bedenin hem iradenin en güçlü olduğu, kulluğun ve hayır hasenatın en iyi şekilde yapılabildiği zamandır.
Gençlik; nefsin kaynadığı, nefsin arzu ve isteklerinin güçlü olduğu, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Böyle bir çağda yapılan az bir ibadete pek çok sevap verilir. İhtiyarlıkta, dünya zevkleri azalıp güç kuvvet gidip arzulara kavuşmak imkân ve ümitleri kalmadığı zamanda, pişmanlıktan âh etmekten başka bir şey olmaz. Çok kimselere bu pişmanlık zamanı da nasip olmaz. Bu pişmanlık da tövbe demektir ve yine de büyük nimettir.
Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa kuvvetsizlik, hâlsizlik zamanında faydalı iş yapılamaz. Bugün güç kuvvet yerindeyken hangi özürle, hangi sebeple bugünün işi yarına bırakılabilir?
Sevgili Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam, “Yarın yaparım diyen helak oldu, ziyan etti.” [Mektubat-ı Rabbani] buyurdu...
İnsanı gençlik zamanında, üç din düşmanı olan nefis, şeytan ve kötü arkadaş aldatmaya uğraşmaktadır. Her türlü bozuk yayınlar ( kitap, gazete, dergi, televizyon, vb.) da kötü arkadaştır. Bunlar karşısında az bir ibadet pek kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan bundan kat kat fazla ibadetlerin bu kadar kıymeti olmaz...
Gençlikte nefsin arzuları insanı kapladığı gibi ilim öğrenilecek, ibadet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir. Gençlikte nefsin arzu ve isteklerinin kapladığı anlarda, dinin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok üstün ve kıymetli olur. Hele başka mâniler de araya katılırsa, bunları dinlemeyip yapılan ibadetin sevabı o kadar çoktur ki ancak Allahü teâlâ bilir. Çünkü mâniler karşısında ibadet yapma güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin şanını şerefini göklere çıkarır. Mâni, engel olmayarak kolay yapılan ibadetler aşağıda kalır. Bunun içindir ki insanların yüksekleri, meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuştur. Çünkü insan mâniler arasında ibadet ediyor, melekler ise mâni olmadan emre itaat ediyor. Harp zamanında askerin kıymeti artar ve muharebede ufak bir hizmeti, sulh zamanındaki büyük gayretlerinden daha kıymetli olur.
Akıl sahibi bir kimse, sahip olduğu bu gençlik nimetini, ibadet ve hayırlı işler yaparak değerlendirir. Hayırlı işleri yaşlılığa bırakmaz. Gençlik zamanını Allahü teâlâya kullukla süsler, pişmanlığa sebep olacak işlerle zâyi etmez.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Salim KÖKLÜ
Gençliğin Kıymetini Bilmelidir...
Gençlik çağı, güç ve kuvvetin yerinde ve insanın en dinç olduğu zamandır. İbadet ve hayırlı işler yapmak için en kıymetli vakittir.
İnsana verilen nimetler içinde bazıları vardır ki, değeri ancak kaybedildiğinde anlaşılır. Bunlardan biri gençliktir. Zira bu dönem, hem bedenin hem iradenin en güçlü olduğu, kulluğun ve hayır hasenatın en iyi şekilde yapılabildiği zamandır.
Gençlik; nefsin kaynadığı, nefsin arzu ve isteklerinin güçlü olduğu, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Böyle bir çağda yapılan az bir ibadete pek çok sevap verilir. İhtiyarlıkta, dünya zevkleri azalıp güç kuvvet gidip arzulara kavuşmak imkân ve ümitleri kalmadığı zamanda, pişmanlıktan âh etmekten başka bir şey olmaz. Çok kimselere bu pişmanlık zamanı da nasip olmaz. Bu pişmanlık da tövbe demektir ve yine de büyük nimettir.
Gençlik çağı, kazanç zamanıdır. Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa kuvvetsizlik, hâlsizlik zamanında faydalı iş yapılamaz. Bugün güç kuvvet yerindeyken hangi özürle, hangi sebeple bugünün işi yarına bırakılabilir?
Sevgili Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam, “Yarın yaparım diyen helak oldu, ziyan etti.” [Mektubat-ı Rabbani] buyurdu...
İnsanı gençlik zamanında, üç din düşmanı olan nefis, şeytan ve kötü arkadaş aldatmaya uğraşmaktadır. Her türlü bozuk yayınlar ( kitap, gazete, dergi, televizyon, vb.) da kötü arkadaştır. Bunlar karşısında az bir ibadet pek kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan bundan kat kat fazla ibadetlerin bu kadar kıymeti olmaz...
Gençlikte nefsin arzuları insanı kapladığı gibi ilim öğrenilecek, ibadet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir. Gençlikte nefsin arzu ve isteklerinin kapladığı anlarda, dinin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok üstün ve kıymetli olur. Hele başka mâniler de araya katılırsa, bunları dinlemeyip yapılan ibadetin sevabı o kadar çoktur ki ancak Allahü teâlâ bilir. Çünkü mâniler karşısında ibadet yapma güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin şanını şerefini göklere çıkarır. Mâni, engel olmayarak kolay yapılan ibadetler aşağıda kalır. Bunun içindir ki insanların yüksekleri, meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuştur. Çünkü insan mâniler arasında ibadet ediyor, melekler ise mâni olmadan emre itaat ediyor. Harp zamanında askerin kıymeti artar ve muharebede ufak bir hizmeti, sulh zamanındaki büyük gayretlerinden daha kıymetli olur.
Akıl sahibi bir kimse, sahip olduğu bu gençlik nimetini, ibadet ve hayırlı işler yaparak değerlendirir. Hayırlı işleri yaşlılığa bırakmaz. Gençlik zamanını Allahü teâlâya kullukla süsler, pişmanlığa sebep olacak işlerle zâyi etmez.