Hava Durumu

Zeytin Kokusundan Parfüm Saraylarına

Yazının Giriş Tarihi: 17.05.2026 15:16
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.05.2026 15:24

Bazen kader, bir insanın burnunun ucunda saklıdır.

Bunu en iyi bilenlerden biri, Ege’nin küçük bir köyünden çıkıp Paris’in en seçkin parfüm evlerine uzanan yolculuğun sahibi olan Nebi
Ender.
1954 yılında İzmir’in dağ köylerinden birinde doğdu Nebi. Beş kardeşin ortancasıydı.

Okula yalnızca üç yıl gidebildi.; ailesinin geçim derdi, onu daha on yaşındayken zeytin bahçelerine sürüklemişti.

Oysa çocukluğunun en büyük zenginliği ne okul sıralarıydı ne de oyuncaklar.

Nebi’nin serveti, burnunun ucunda taşıdığı olağanüstü yetenekti.

Köyde kimse farkında değildi ama Nebi, rüzgarın taşıdığı kokuları kilometrelerce öteden ayırt edebiliyodu.

Islak toprak, yeni açmış badem çiçeği, komşu köyün fırınında pişen ekmek..
Burnu adeta bir koku haritası gibi çalışıyordı.

Bir akşamüstü köyün kahvesinde oturan yaşlıların sohbetine kulak misafiri oldu.

Deniz kenarındaki zeytinyağı fabrikasına bir Fransızın geldiğini, zeytinyağının kalitesini koklayarak anladığını söylüyorlardı.

Nebi ertesi sabah gün doğmadan yola koyuldu. Fabrikanın kapısında elinde küçük bir cam şişeyle duran Pierre Moreao ile karşılaştı.

Moreao Grasse’un en köklü parfüm ailelerinden birinin temsilcisiydi.

Türkiyede zeytinyağı ve gülyağı alımı için bulunuyordu. Nebi’nin kendisine uzattığı yabani kekiği koklamasını istediğinde, çocuğun ‘’ Bu kekik dün sabah toplandı, üzerinde hala çiğ var’’ demesiyle irkildi.

Moreao, Nebi’yi üç gün boyunca test etti.

Farklı yağları, esansları, baharatları koklattı.

Çocuk her seferinde yalnızca kokuyu değil ; kaynağını, tazeliğini, hatta hangi toprakta yetiştiğini tahmin edebiliyordu.

Moreao hayatının keşfini yapmıştı.

16 yaşında, hayatında hiç tren görmemiş bir köy çocuğu olarak Paris’e adım attı.İlk aylar tam bir kültür şoku ile geçti.

Fransızca bilmiyordu, görgü kurallarını bilmiyordu, laboratuvardaki cam şişeleri kırmaktan korkuyordu ama burnu onu her seferinde kurtardı. Moreao’nun laboratuvarında geçirdiği beş yılın ardından, Nebi artık sektörün en genç ‘’ustası’’ olarak anılmaya başladı.

1975’te tasarladığı ilk parfüm sandal ağacı, tuzlu deniz esintisi ve yeşil zeytin notalarını bir araya getiriyordu.

Şişe, piyasaya çıktığı ilk ayda tükendi.

Sonraki yirmi yıl boyunca Nebi Ender dünyanın en prestijli parfümlerinden 17’sine imza attı.Ancak hiçbir zaman köklerini unutmadı. Her yaz Ege’ye döndü. Çocukluğunun zeytin bahçelerinde dolaştı.

Nebi bugun 72 yaşında.Hala aktif olarak çalışıyor ancak zamanının büyük kısmını genç yetenekleri keşfetmeye çalışıyor.’’ En iyi koku, insanın çocukluğunun kokusudur. Benimki zeytin ve kekikti.’’ Diyor her seferinde.

Kurduğu vakıf aracılığı ile Anadolu’nun ücra köşelerinden yetenekli çocuklara burs sağlıyor.Onlara verdiği ilk ders ise hiç değişmiyor :
‘’Burnunuz size ait değil. O Allah’ın size verdiği bir nimet.Onu iyi kullanın..’’
( Yazıda geçen hikaye bir hayal ürünüdür.)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.