Hava Durumu

Oruç, Şükretmeyi Öğretir...

Yazının Giriş Tarihi: 05.03.2026 18:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.03.2026 18:59

Rabbimizin şükrünü hakkı ile yapmamız mümkün değildir. Nimetlerin O'ndan olduğunu bilmemiz kâfidir.

Bilsek de bilmesek de Rabbimizin üzerimizdeki nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. İçinde bulunduğumuz bunca nimetleri biz istemedik, böyle bir talebimiz de olmadı. Bizim bunlara muhtaç olduğumuz, bunlarsız yapamayacağımız bilindiği için ihsan edildi.

Biz daha cenin iken, annemizin karnında iken, bize el, ayak ve diğer organlar verildi. O zaman aklımız olsaydı, el ve ayaklarımızı lüzumsuz görecektik, bunlar bana niçin takıldı, ben bunları ne yapacağım, rahat hareket etmeme de mâni oluyorlar diyecektik. Fakat, biz dünyaya geleceğimiz ve bunlar bize çok yarar sağlayacakları için yaratılmışlardı.

Kavuştuğumuz bunca nimetlere şükrediyor muyuz? İtiraf edelim ki hayır. Rabbimiz de; şükreden kullarım azdır buyuruyor.

Şükretmiyorsak veya az şükrediyorsak bunun birçok sebebi var: Birincisi bedâva bulduğumuz ve hiç eksik olmayan nimetlerini nimet olarak görmemeye başlıyoruz.

Hava, büyük nimet. O olmazsa, hayatta kalmamız mümkün olmaz. Yeryüzünden hava çekilse çok değil, on dakika sonra hepimiz ölürüz. Havayı yaratan, her dakika hayatımızı kurtarıyor. Ne kadar şükretsek yine de azdır.

Oksijenin ne kadar büyük nimet olduğunu, havasız kaldığımızda anlarız. Birisi boğazımızı sıkarsa veya sauna gibi havasız yerde uzun kalırsak o zaman havanın kıymetini anlarız.

Sıhhatin güzelliğini, sabahlara kadar sancılar içinde kıvrananlar bilir. Gözün değerini âmâ olanlar anlar. Kulağın kıymetini de sağır olanlar takdir eder...

Hürriyetin değerini hapistekiler anlar. Hayatın kıymetini mevtâlar bilir. Hiçbir mevta yoktur ki, hayata bir gün dahi olsa dönmeyi istemesin. Salih amel işleyenler, daha çok sevap kazansınlar, dereceleri daha çok yükselsin diye. Azap içinde olanlar ise, tövbe etmek için dönmeyi çok arzu ederler ama bu imkân hiç kimseye verilmemiştir ve verilmez de.

Mahşerdekiler diyecekler ki: "Ya Rabbi biz her şeyi gördük ve anladık, bize bir fırsat daha tanısan, tekrar dünyaya döndürsen, bu defa çok iyi olacağız, neyi emretmişsen onları yapacağız, neyi haram kılmışsan onlardan da uzak duracağız." Bu isteklerine melekler cevap verecek: "Ahmak adam! Sen dünyadan gelmiyor musun? O zaman yapsaydın ya!.."

Su olmazsa yaşayamayız. Hayatımız onunla devam ediyor. Suyun ne kadar büyük nimet olduğunu susadığımız zaman anlarız. Susamak da, oruçla, hele uzun ve sıcak günlerde tutulan oruçla meydana gelir...

Oruç tutmakla melekler gibi oluyoruz. Malum onlar da yemezler, içmezler. Rabbimizin şükrünü hakkı ile yapmamız mümkün değildir. Nimetlerin O'ndan olduğunu bilmemiz kâfidir.

Bu haftaki sohbetimizi Hazreti Hüseyin'in çok güzel bir sözü ile bitirelim. Buyuruyor ki: "Ya Rabbi, bize nimetler verdin ona şükretmedik. Sıkıntılar hastalıklar ve musibetler verdin, ona da sabretmedik. Şükretmedik diye nimetlerini kesmedin, sabretmedik diye de sıkıntılarımızı devam ettirmedin. Sen kerimsin, kerimden kerem meydana gelir."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.