Uşak’ın Ulubey ilçesini duyan çoğu kişinin aklına önce kanyonlar gelir. Dünyanın en uzun ikinci kanyonu kolay kolay unutulacak şey değil tabii. Ama kanyonların gölgesinde kalmış, bu toprakların asıl “şifa kapıları” olan iki değer var: Aksaz Hamamı ve Hasköy Hamamı.
Bir zamanlar şifa arayanların uğrak noktası olan bu hamamlar, bugün kaderine terk edilmiş durumda. Hâlbuki bir zamanlar öyle miydi?
Aksaz Hamamı: Roma’dan Bugüne Gelen Miras
Aksaz Köyü’ndeki Roma Hamamı, tarihçilerin dediğine göre MS 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Yani bizden önce dedelerimizin dedelerinin de dedeleri orada yıkanmış olabilir.
39 derece sıcaklıktaki suyu sayesinde romatizmadan cilt hastalıklarına kadar birçok derde iyi geldiği söylenir. Hatta halk arasında “şifa kapısı” diye anılmıştır.
Belediye bir dönem burayı işletmeye açmış, küçük bir tesis bile kurulmuştu. Ama sonra “bakımını yaparız” denmiş, yapılmamış. Tesisler yıkılmış, hamam yalnızlığa terk edilmiş. Roma İmparatoru bugün gelse “bizim zamanımızda böyle değildi” derdi herhalde.
Hasköy Hamamı: Doğal Spa
Ulubey’in Hasköy Köyü’nde ise daha mütevazı ama bir o kadar kıymetli bir hamam var. Basurdan cilt rahatsızlıklarına kadar türlü derde iyi geldiği söylenir. Ulubey Kanyonları’nın yanı başında, doğayla iç içe…
Bir resepsiyon, bir otel konforu yok belki ama doğanın sunduğu bir “açık hava spa”sı var. Yeter ki kıymeti bilinsin.
Neden Sahipsiz?
Burada sormadan edemiyoruz: Bu hamamlar niye faaliyete geçirilmiyor?
• Yatırım yapılmıyor.
• “Doğal sit alanı” bahanesiyle işler bürokrasiye takılıyor.
• Tanıtım sıfıra yakın.
• Halk da artık şifayı şehirdeki modern kaplıcalarda arıyor.
Sonuç? Buharı tüten bu miraslarımız kendi haline bırakılıyor.
Oysa ki…
Bir hayal edin: Ulubey Kanyonları’na gelen turist gündüz manzarayı izliyor, akşamında Aksaz Hamamı’na girip Roma’dan kalma sıcak suda dinleniyor. Ertesi gün Hasköy Hamamı’na uğrayıp doğanın kucağında şifa buluyor. Yanına da bir gözleme-ayran keyfi… Böyle bir turizm paketi, Uşak’ın değerine değer katmaz mı?
Son Söz
Ulubey’in bu iki hamamı aslında birer hazine. Ama biz “vardı, yıkıldı” diye anlatıyoruz. Oysa biraz yatırım, biraz tanıtım ve biraz da sahiplenmeyle, bu şifa kapıları yeniden canlanabilir.
Yoksa gelecek nesiller bizden “Roma hamamı vardı, çöktü; Hasköy hamamı vardı, unutuldu” diye bahsedecek.
Ne diyelim… Buharı tüterken sahip çıkalım!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet ÇANAK
Ulubey’in Buharı Üstünde Tüten Hikâyesi
Uşak’ın Ulubey ilçesini duyan çoğu kişinin aklına önce kanyonlar gelir. Dünyanın en uzun ikinci kanyonu kolay kolay unutulacak şey değil tabii. Ama kanyonların gölgesinde kalmış, bu toprakların asıl “şifa kapıları” olan iki değer var: Aksaz Hamamı ve Hasköy Hamamı.
Bir zamanlar şifa arayanların uğrak noktası olan bu hamamlar, bugün kaderine terk edilmiş durumda. Hâlbuki bir zamanlar öyle miydi?
Aksaz Hamamı: Roma’dan Bugüne Gelen Miras
Aksaz Köyü’ndeki Roma Hamamı, tarihçilerin dediğine göre MS 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Yani bizden önce dedelerimizin dedelerinin de dedeleri orada yıkanmış olabilir.
39 derece sıcaklıktaki suyu sayesinde romatizmadan cilt hastalıklarına kadar birçok derde iyi geldiği söylenir. Hatta halk arasında “şifa kapısı” diye anılmıştır.
Belediye bir dönem burayı işletmeye açmış, küçük bir tesis bile kurulmuştu. Ama sonra “bakımını yaparız” denmiş, yapılmamış. Tesisler yıkılmış, hamam yalnızlığa terk edilmiş. Roma İmparatoru bugün gelse “bizim zamanımızda böyle değildi” derdi herhalde.
Hasköy Hamamı: Doğal Spa
Ulubey’in Hasköy Köyü’nde ise daha mütevazı ama bir o kadar kıymetli bir hamam var. Basurdan cilt rahatsızlıklarına kadar türlü derde iyi geldiği söylenir. Ulubey Kanyonları’nın yanı başında, doğayla iç içe…
Bir resepsiyon, bir otel konforu yok belki ama doğanın sunduğu bir “açık hava spa”sı var. Yeter ki kıymeti bilinsin.
Neden Sahipsiz?
Burada sormadan edemiyoruz: Bu hamamlar niye faaliyete geçirilmiyor?
• Yatırım yapılmıyor.
• “Doğal sit alanı” bahanesiyle işler bürokrasiye takılıyor.
• Tanıtım sıfıra yakın.
• Halk da artık şifayı şehirdeki modern kaplıcalarda arıyor.
Sonuç? Buharı tüten bu miraslarımız kendi haline bırakılıyor.
Oysa ki…
Bir hayal edin: Ulubey Kanyonları’na gelen turist gündüz manzarayı izliyor, akşamında Aksaz Hamamı’na girip Roma’dan kalma sıcak suda dinleniyor. Ertesi gün Hasköy Hamamı’na uğrayıp doğanın kucağında şifa buluyor. Yanına da bir gözleme-ayran keyfi… Böyle bir turizm paketi, Uşak’ın değerine değer katmaz mı?
Son Söz
Ulubey’in bu iki hamamı aslında birer hazine. Ama biz “vardı, yıkıldı” diye anlatıyoruz. Oysa biraz yatırım, biraz tanıtım ve biraz da sahiplenmeyle, bu şifa kapıları yeniden canlanabilir.
Yoksa gelecek nesiller bizden “Roma hamamı vardı, çöktü; Hasköy hamamı vardı, unutuldu” diye bahsedecek.
Ne diyelim… Buharı tüterken sahip çıkalım!