Skandal Var Ama Destek De Var: Sorun Sadece Olaylar mı, Yoksa Biz miyiz?
Yazının Giriş Tarihi: 28.03.2026 17:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.03.2026 17:09
Son günlerde Özkan Yalım hakkında ortaya atılan iddialar yine aynı tartışmayı başlattı: “Bu kadar şey varken insanlar nasıl hâlâ destek veriyor?”
Ama belki de artık yanlış soruyu soruyoruz.
Çünkü mesele sadece o kişi değil. Mesele çok daha net: Biz toplum olarak neye, ne kadar tahammül ediyoruz?
Gerçekleri değil, tarafımızı savunuyoruz
Bir şey olduğunda refleksimiz artık şu:
- Eğer “bizden” ise → savun - Eğer “karşı taraftan” ise → yüklen
Bu kadar basit.
Hukuk, delil, süreç… bunlar çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Önce pozisyon alıyoruz, sonra gerekçe arıyoruz.
“Mahkeme karar versin” cümlesi bazen sığınak oldu
Evet, masumiyet karinesi vardır. Ama bunu ne zaman kullanıyoruz?
Gerçekten adalet için mi… yoksa işimize geldiğinde mi?
Aynı insanlar, başka bir olayda mahkeme sonucunu beklemeden hüküm verebiliyor. Demek ki mesele hukuk değil, kime uygulandığı.
Alıştık ve bu artık tehlikeliEn korkutucu olan ne biliyor musun?
Hiçbir şeyin artık kimseyi gerçekten sarsmaması.
Bir dönem ülke gündemini altüst edecek şeyler, şimdi bir gün konuşulup geçiliyor.
“Yine bir şeyler olmuş…”
Bu cümle, toplumun yorulduğunu değil, duyarsızlaştığını gösterir.
Sadakat adı altında sorgulamamak
Destek vermek başka bir şey, gözünü kapatmak başka.
“Ben onu tanırım” demek, bazen gerçeği reddetmenin en konforlu yolu.
Çünkü sorgulamak zor. Kabul etmek daha zor.
Herkes kendi gerçeğini seçiyor
Artık ortak bir gerçeklik yok.
- Bir taraf için büyük bir skandal - Diğer taraf için tamamen abartı
Çünkü herkes görmek istediğini görüyor.
Ve bu noktada gerçek, kişisel tercihe dönüşüyor.
En büyük sorun: Fikir değiştirmek zayıflık sanılıyor
Birçok insan için şunu söylemek neredeyse imkânsız:
“Evet, burada yanlış yapıldı.”
Çünkü bu, sadece bir kişiyi değil, kendi duruşunu sorgulamak demek.
O yüzden insanlar gerçeği eğip bükmeyi tercih ediyor.
Sonuç: Sorun sadece bir kişi değil
Evet, ortada iddialar var. Evet, bunlar ciddi ve araştırılmalı.
Ama daha rahatsız edici bir gerçek var:
Bu olaylar tek başına oluşmuyor. Bu tabloyu biz oluşturuyoruz.
Tepkilerimizle, sessizliğimizle, çifte standartlarımızla.
Artık şu soruyu sormak gerekiyor:
Biz gerçekten adalet mi istiyoruz… yoksa sadece kendi tarafımız zarar görmediği sürece mi “adalet” diyoruz?
Eğer cevap ikincisiyse, sorun tek bir olay değil.
Sorun biziz.
Ve bu, herhangi bir skandaldan çok daha büyük bir mesele.
Not: Benim derdim bir kişiyi savunmak ya da suçlamak değil. Ama şunu açıkça söylemek gerekiyor: Bu ülkede artık insanlar olaylara göre değil, tarafına göre tepki veriyor. Ve bu değişmediği sürece hiçbir şey gerçekten değişmeyecek.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet ÇANAK
Skandal Var Ama Destek De Var: Sorun Sadece Olaylar mı, Yoksa Biz miyiz?
Son günlerde Özkan Yalım hakkında ortaya atılan iddialar yine aynı tartışmayı başlattı: “Bu kadar şey varken insanlar nasıl hâlâ destek veriyor?”
Ama belki de artık yanlış soruyu soruyoruz.
Çünkü mesele sadece o kişi değil. Mesele çok daha net: Biz toplum olarak neye, ne kadar tahammül ediyoruz?
Gerçekleri değil, tarafımızı savunuyoruz
Bir şey olduğunda refleksimiz artık şu:
- Eğer “bizden” ise → savun - Eğer “karşı taraftan” ise → yüklen
Bu kadar basit.
Hukuk, delil, süreç… bunlar çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Önce pozisyon alıyoruz, sonra gerekçe arıyoruz.
“Mahkeme karar versin” cümlesi bazen sığınak oldu
Evet, masumiyet karinesi vardır. Ama bunu ne zaman kullanıyoruz?
Gerçekten adalet için mi… yoksa işimize geldiğinde mi?
Aynı insanlar, başka bir olayda mahkeme sonucunu beklemeden hüküm verebiliyor. Demek ki mesele hukuk değil, kime uygulandığı.
Alıştık ve bu artık tehlikeliEn korkutucu olan ne biliyor musun?
Hiçbir şeyin artık kimseyi gerçekten sarsmaması.
Bir dönem ülke gündemini altüst edecek şeyler, şimdi bir gün konuşulup geçiliyor.
“Yine bir şeyler olmuş…”
Bu cümle, toplumun yorulduğunu değil, duyarsızlaştığını gösterir.
Sadakat adı altında sorgulamamak
Destek vermek başka bir şey, gözünü kapatmak başka.
“Ben onu tanırım” demek, bazen gerçeği reddetmenin en konforlu yolu.
Çünkü sorgulamak zor. Kabul etmek daha zor.
Herkes kendi gerçeğini seçiyor
Artık ortak bir gerçeklik yok.
- Bir taraf için büyük bir skandal - Diğer taraf için tamamen abartı
Çünkü herkes görmek istediğini görüyor.
Ve bu noktada gerçek, kişisel tercihe dönüşüyor.
En büyük sorun: Fikir değiştirmek zayıflık sanılıyor
Birçok insan için şunu söylemek neredeyse imkânsız:
“Evet, burada yanlış yapıldı.”
Çünkü bu, sadece bir kişiyi değil, kendi duruşunu sorgulamak demek.
O yüzden insanlar gerçeği eğip bükmeyi tercih ediyor.
Sonuç: Sorun sadece bir kişi değil
Evet, ortada iddialar var. Evet, bunlar ciddi ve araştırılmalı.
Ama daha rahatsız edici bir gerçek var:
Bu olaylar tek başına oluşmuyor. Bu tabloyu biz oluşturuyoruz.
Tepkilerimizle, sessizliğimizle, çifte standartlarımızla.
Artık şu soruyu sormak gerekiyor:
Biz gerçekten adalet mi istiyoruz… yoksa sadece kendi tarafımız zarar görmediği sürece mi “adalet” diyoruz?
Eğer cevap ikincisiyse, sorun tek bir olay değil.
Sorun biziz.
Ve bu, herhangi bir skandaldan çok daha büyük bir mesele.
Not: Benim derdim bir kişiyi savunmak ya da suçlamak değil. Ama şunu açıkça söylemek gerekiyor: Bu ülkede artık insanlar olaylara göre değil, tarafına göre tepki veriyor. Ve bu değişmediği sürece hiçbir şey gerçekten değişmeyecek.