İnsanı değerli kılan şey kusursuz olması değildir. Asıl değer, insanın kendi karanlığına rağmen iyi kalabilmesidir. Çünkü hepimizin içinde kırgınlıklar, öfkeler, hatalar var. Önemli olan bunları yok saymak değil, fark edip onlarla yüzleşebilmektir.
Çoğu zaman dışarıdan nasıl göründüğümüze odaklanıyoruz. İyi görünmek, doğru görünmek, başkalarının gözünde “mükemmel” olmak… Ama insanı gerçekten büyüten şey bu değil. Asıl mesele, insanın kendine karşı dürüst olabilmesidir.
Kendi kendine sorabilmek: “Bugün kimi incittim?”, “Kime iyi geldim?”, “Birinin yükünü hafifletebildim mi?” Bu soruların cevabı, insanın gerçek yerini gösterir. Çünkü vicdan, en doğru aynadır.
Teşekkür etmek bir incelik değil, bir farkındalıktır. Özür dilemek zayıflık değil, cesarettir. Pişmanlık ise bir son değil, insanın kendine dürüst kalabildiğinin işaretidir.
Bazı insanlar vardır; iyi görünmeye çalışmaz, gerçekten iyi olmaya çalışır. Onlar iyiliği sessizce taşır. Göstermezler, anlatmazlar… ama hissettirirler. Çünkü bilirler ki gerçek iyilik, alkışla değil, iç huzurla ölçülür.
Hayatın içinde herkes bir şeyleri başarmaya, bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var:
İnsan olmak, sadece başarmak değil; insan kalabilmektir.
Kırılmadan değil, kırdıktan sonra toparlayabilmektir. Hata yapmadan değil, hatayı kabul edebilmektir.
Kalabalıklar içinde fark edilmeseler bile, bir gün yollarınız kesiştiğinde onların farkını anlarsınız. Çünkü onlar size bir şey öğretmez; sadece hatırlatır: insan olmanın ne demek olduğunu.
Çünkü en büyük mesele başkalarına nasıl göründüğün değil, kendinle baş başa kaldığında kim olduğundur.
Ve insan, herkesin içinde değil; yalnız kaldığında seçtiği kadar iyidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet ÇANAK
Mükemmel Değil, Vicdanlı Olmak
İnsanı değerli kılan şey kusursuz olması değildir. Asıl değer, insanın kendi karanlığına rağmen iyi kalabilmesidir. Çünkü hepimizin içinde kırgınlıklar, öfkeler, hatalar var. Önemli olan bunları yok saymak değil, fark edip onlarla yüzleşebilmektir.
Çoğu zaman dışarıdan nasıl göründüğümüze odaklanıyoruz. İyi görünmek, doğru görünmek, başkalarının gözünde “mükemmel” olmak… Ama insanı gerçekten büyüten şey bu değil. Asıl mesele, insanın kendine karşı dürüst olabilmesidir.
Kendi kendine sorabilmek: “Bugün kimi incittim?”, “Kime iyi geldim?”, “Birinin yükünü hafifletebildim mi?” Bu soruların cevabı, insanın gerçek yerini gösterir. Çünkü vicdan, en doğru aynadır.
Teşekkür etmek bir incelik değil, bir farkındalıktır. Özür dilemek zayıflık değil, cesarettir. Pişmanlık ise bir son değil, insanın kendine dürüst kalabildiğinin işaretidir.
Bazı insanlar vardır; iyi görünmeye çalışmaz, gerçekten iyi olmaya çalışır. Onlar iyiliği sessizce taşır. Göstermezler, anlatmazlar… ama hissettirirler. Çünkü bilirler ki gerçek iyilik, alkışla değil, iç huzurla ölçülür.
Hayatın içinde herkes bir şeyleri başarmaya, bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var:
İnsan olmak, sadece başarmak değil; insan kalabilmektir.
Kırılmadan değil, kırdıktan sonra toparlayabilmektir. Hata yapmadan değil, hatayı kabul edebilmektir.
Kalabalıklar içinde fark edilmeseler bile, bir gün yollarınız kesiştiğinde onların farkını anlarsınız. Çünkü onlar size bir şey öğretmez; sadece hatırlatır: insan olmanın ne demek olduğunu.
Çünkü en büyük mesele başkalarına nasıl göründüğün değil, kendinle baş başa kaldığında kim olduğundur.
Ve insan, herkesin içinde değil; yalnız kaldığında seçtiği kadar iyidir.