Son yıllarda dikkatimi çeken bir şey var. Bizim çocukluğumuzda mezuniyet dediğin şey üniversite sonunda olurdu. İnsan dört yıl dirsek çürütür, tez yazar, sınavlarla boğuşur, sonunda kepini havaya atardı. O kep havaya kalktığında herkes bilirdi ki bu işin içinde yılların emeği vardır.
Şimdi ise durum biraz farklı.
Anaokulu mezuniyeti…
İlkokul mezuniyeti…
Ortaokul mezuniyeti…
Lise mezuniyeti…
Bu gidişle yakında “başarıyla tuvalet eğitimini tamamlayan minikler mezuniyet töreni” düzenlenirse şaşırmayacağım.
Eskiden çocuklar okula başladığında ağlardı, şimdi mezun olurken sis makineleri, sahne ışıkları ve profesyonel fotoğrafçılar eşliğinde yürüyüş yapıyorlar. Bazı törenlere bakıyorum, sanki Oscar ödül gecesi. Çocuklar kırmızı halıda yürür gibi ilerliyor, veliler ise gala gecesine gelmiş gibi hazırlanmış.
Bazı anneleri görünce ister istemez düşünüyorum:
“Çocuğun mu mezun oluyor, yoksa sen Cannes Film Festivali’ne mi gidiyorsun?”
Tabii çocuklar da nasibini alıyor bu işten.
Daha yüzünde çocukluk duruyor ama takım elbise, makyaj, özel saç tasarımı derken ortaya 15 yaşında bir genç değil de kredi çekip araba alabilecek yaşta biri çıkıyor. Fotoğrafa bakıyorsun, yaşını tahmin et desen en az beş yıl fazla söylersin.
Oysa çocukluk çok kısa bir dönem.
Eskiden çocuklar çocuk gibi görünürdü. Çamura basar, üstünü kirletir, saçını taramayı unuturdu. Şimdi bazıları ilkokul mezuniyetinde düğün salonuna giden yetişkinlerden daha şık.
Yanlış anlaşılmasın; kutlama yapılmasın demiyorum. Elbette çocuklar sevinsin, aileler gururlansın. Bir dönemin kapanması kutlanabilir. Ama her şeyi büyüttükçe bazı şeylerin değeri de azalıyor.
Ekonomide enflasyon nasıl paranın değerini düşürüyorsa, hayatımızdaki bu “mezuniyet enflasyonu” da mezuniyetin anlamını biraz azaltıyor.
Çünkü özel olan şey, her yerde ve her zaman karşımıza çıkmaya başladığında artık o kadar da özel olmuyor.
Belki de çocuklara vereceğimiz en güzel hediye, onları bir an önce büyütmeye çalışmak yerine çocukluklarını doya doya yaşamalarına izin vermektir.
Kep takmak için önlerinde uzun yıllar var.
Çocuk olmak içinse sandığımızdan çok daha az.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet ÇANAK
MEZUNİYET ENFLASYONU
Son yıllarda dikkatimi çeken bir şey var. Bizim çocukluğumuzda mezuniyet dediğin şey üniversite sonunda olurdu. İnsan dört yıl dirsek çürütür, tez yazar, sınavlarla boğuşur, sonunda kepini havaya atardı. O kep havaya kalktığında herkes bilirdi ki bu işin içinde yılların emeği vardır.
Şimdi ise durum biraz farklı.
Anaokulu mezuniyeti…
İlkokul mezuniyeti…
Ortaokul mezuniyeti…
Lise mezuniyeti…
Bu gidişle yakında “başarıyla tuvalet eğitimini tamamlayan minikler mezuniyet töreni” düzenlenirse şaşırmayacağım.
Eskiden çocuklar okula başladığında ağlardı, şimdi mezun olurken sis makineleri, sahne ışıkları ve profesyonel fotoğrafçılar eşliğinde yürüyüş yapıyorlar. Bazı törenlere bakıyorum, sanki Oscar ödül gecesi. Çocuklar kırmızı halıda yürür gibi ilerliyor, veliler ise gala gecesine gelmiş gibi hazırlanmış.
Bazı anneleri görünce ister istemez düşünüyorum:
“Çocuğun mu mezun oluyor, yoksa sen Cannes Film Festivali’ne mi gidiyorsun?”
Tabii çocuklar da nasibini alıyor bu işten.
Daha yüzünde çocukluk duruyor ama takım elbise, makyaj, özel saç tasarımı derken ortaya 15 yaşında bir genç değil de kredi çekip araba alabilecek yaşta biri çıkıyor. Fotoğrafa bakıyorsun, yaşını tahmin et desen en az beş yıl fazla söylersin.
Oysa çocukluk çok kısa bir dönem.
Eskiden çocuklar çocuk gibi görünürdü. Çamura basar, üstünü kirletir, saçını taramayı unuturdu. Şimdi bazıları ilkokul mezuniyetinde düğün salonuna giden yetişkinlerden daha şık.
Yanlış anlaşılmasın; kutlama yapılmasın demiyorum. Elbette çocuklar sevinsin, aileler gururlansın. Bir dönemin kapanması kutlanabilir. Ama her şeyi büyüttükçe bazı şeylerin değeri de azalıyor.
Ekonomide enflasyon nasıl paranın değerini düşürüyorsa, hayatımızdaki bu “mezuniyet enflasyonu” da mezuniyetin anlamını biraz azaltıyor.
Çünkü özel olan şey, her yerde ve her zaman karşımıza çıkmaya başladığında artık o kadar da özel olmuyor.
Belki de çocuklara vereceğimiz en güzel hediye, onları bir an önce büyütmeye çalışmak yerine çocukluklarını doya doya yaşamalarına izin vermektir.
Kep takmak için önlerinde uzun yıllar var.
Çocuk olmak içinse sandığımızdan çok daha az.