Hava Durumu

Kendi Gerçeğimizle Barışmak

Yazının Giriş Tarihi: 25.02.2026 19:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.02.2026 19:27

Ne kadar açık ve net konuşursak konuşalım, insanlar çoğu zaman duyduklarını değil, duymaya hazır olduklarını işitirler. Siz cümlenizi dümdüz söylersiniz; karşı taraf onu kendi filtresinden geçirir, biraz tuz ekler, biraz anlam çıkarır… Sonunda ortaya bambaşka bir yemek çıkar. Üstelik tarif size ait değildir.

Bazen en iyi niyetli sözünüz bile yanlış anlaşılma maratonuna katılır. Siz “iyilik” dersiniz, o “ima” duyar. Siz “sınır” koyarsınız, o “soğukluk” anlar. İnsan zihni gerçekten yaratıcıdır; Oscar’lık senaryolar yazabilir. Ama dürüstlük, başkalarının doğru anlamasına bağlı bir performans sanatı değildir. Alkış gelmese de sahne sizin.

Asıl mesele şudur: İçimiz rahat mı? Gece başımızı yastığa koyduğumuzda, “Ben kendi doğrumu yaşadım” diyebiliyor muyuz? Çünkü herkes dünyaya kendi gözlüğüyle bakar. Kimi miyop, kimi hipermetrop… Kimi de maalesef gözlüğü ters takmış. Bu durumda herkesin aynı manzarayı görmesini beklemek biraz iyimserlik olur.

İletişimde hayal kırıklıkları kaçınılmazdır. “Beni neden anlamıyor?” sorusu, insanlık tarihinin en popüler iç monologlarından biridir. Fakat çoğu zaman mesele anlaşılmamak değil, doğruların çakışmamasıdır. Sizin pusulanız kuzeyi gösterirken, karşı tarafın pusulası güneyi işaret edebilir. İki taraf da kendince haklıdır; sadece haritalar farklıdır.

Burada kritik nokta şu: Kendi ışığımızı kısmamak. Sırf biri gözünü kısıyor diye ampulü söndürmek pek mantıklı değil. Hayat başkalarının algısına göre yaşanacak kadar uzun değil; hatta dürüst olalım, zaten yeterince karmaşık. Üzerine bir de “Acaba ne derler?” filtresi eklersek, içimizdeki sesi iyice kısarız.

Dürüstlük cesaret ister. Ama biraz da sabır ve mizah ister. Bazen yapılacak en iyi şey, yanlış anlaşılmayı fark edip içten içe gülümsemektir. Çünkü karşınızdaki kişi kafasında “Bu ne saçmalık!” derken, siz belki de hayatınızın en doğru kararını veriyorsunuzdur. Ironi burada başlıyor.

Kendi gerçeğimizle barışık olduğumuzda, dış sesler fonda kalır. Yorumlar gelir geçer, ama iç huzur yerinde durur. İnsanların sizi anlaması güzel bir bonus olabilir; fakat zorunluluk değildir. Zorunlu olan tek şey, kendinizi kaybetmemektir.

Sonuçta herkes kendi gerçeğini yaşar. Bizim görevimiz başkalarının gözlüğünü düzeltmek değil; kendi penceremizi temiz tutmaktır. Ve belki de en özgür an, şu farkındalıkla gelir: “Herkes beni anlamak zorunda değil.” İşte o zaman hayat hafifler. Hatta biraz eğlenceli bile olur.

Çünkü en nihayetinde, kendi ışığımız yanıyorsa, karanlıkta kalmış sayılmayız.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.