Hava Durumu

Hayatı Kurcaladıkça Eskir

Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2026 18:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 18:58

Geçen gün Can Yücel’in “Boşver Be” şiirini okudum.

Öyle bağıran, öğüt veren bir şiir değil. Daha çok, insanın omzuna dokunup “fazla yorma kendini” der gibi. Okurken durdum; çünkü dizeler bana değil, benim içimde hiç susmayan o telaşlı sese söyleniyor gibiydi.

Elimizde bir ayna var; her sabah bakıyoruz ama aslında kendimize değil, zamana bakıyoruz. Yüzdeki çizgileri, saçtaki beyazları tek tek sayan bir bakış bu. Sanki hayat cevaplanması gereken bir sınav; sanki her kırışık bir yanlış, her beyaz tel bir kayıp puan.

Oysa Can Yücel ne diyor?

“Boşver be yaşı başı…”

Bu cümle yalnızca yaşlanmaya değil, hayatı gereğinden fazla ciddiye alışımıza söylenmiş bir itiraz gibi geliyor bana.

Modern insanın en büyük yanılgısı, hayatı kontrol edebileceğini sanması. Kaç yıl yaşayacağını, ne kadar mutlu olacağını, ne zaman güleceğini planlamak istiyor. Takvimlere umut, aynalara endişe yüklüyoruz. “Kaç bahar daha göreceğin meçhul ömründe” dizesi bu yüzden çarpıyor insanın yüzüne. Çünkü bilmiyoruz. Ama bilmezken bile hesap yapmaktan vazgeçmiyoruz.

Hayatı fazla kurcalıyoruz.

Neden böyle oldu?

Ya şöyle olsaydı?

Daha iyisi mümkün müydü?

Bu soruların hepsi bugünden çalan küçük hırsızlar. “Fazla kurcalama hayatı” uyarısı tam da bu yüzden yerini buluyor. Hayat bir makine değil; kapağını açıp içini düzeltesin. Kurcaladıkça bozuluyor, sadeleştirdikçe akıyor.

Bir de gülmek meselesi var.

“Gül gülebildiğince…”

Ne tuhaf; gülmek için bile sebep arıyoruz. Çocukken aramazdık. Şimdi mutluluğu hak etmeye çalışıyoruz; önce başarmalı, sonra gülmeliyiz sanıyoruz. Oysa gülmek, hayata verilmiş küçük bir mola. Bedava ama kıymetli.

Sevmek de öyle.

“Sev sevebildiğince…”

Sevmeyi erteliyoruz. Daha doğru zaman, daha güvenli bir insan, daha az incineceğimiz bir an bekliyoruz. Ama sevginin sigortası yok. O yüzden “sonuna kadar” demiyor; “sevebildiğince” diyor. Gücün yettiği kadar, kalbinin kaldırabildiği kadar.

Ve yaşamak…

“Yaşa yaşayabildiğince.”

Belki de en ağır dize bu. Çünkü çoğumuz hayatta kalıyoruz ama yaşamıyoruz. Günleri tüketiyoruz ama anları biriktirmiyoruz. Oysa yaşamak bazen risk almak, bazen durup gökyüzüne bakmak, bazen de hiçbir şey yapmadan var olabilmek.

Can Yücel’in şiiri bana şunu hatırlattı: Hayat biriktirilecek bir başarı dosyası değil. Yaşanacak, hissedilecek, bazen de boşverilecek bir yolculuk.

Belki de yapmamız gereken tek şey şu:

Aynaya biraz daha az, hayata biraz daha çok bakmak.

Kırışıklara değil, kahkahalara yatırım yapmak.

Kaç bahar kaldığını hesaplamak yerine, bu baharı gerçekten yaşamak.

Gerisi mi?

Gerçekten… boşver be.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.