Hava Durumu

Bu Çocuklara Ne Oldu Değil… Biz Ne Yaptık?

Yazının Giriş Tarihi: 16.04.2026 14:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.04.2026 14:53

Okullarda yaşananlar bir sürpriz değil; evde görmezden gelinenlerin, normalleştirilen yanlışların ve ertelenen sorumlulukların sonucu.

Son günlerde Türkiye’de okullarda yaşananlara bakınca herkesin dilinde aynı cümle:

“Bu çocuklara ne oluyor?”

Asıl soru bu değil aslında.

Bu çocuklara ne yaptık?

Çünkü bizde işler hep aynı gider… Bir sorun mu var? Hemen okulu suçla, öğretmeni suçla, sistemi suçla. Bir tek aynaya bakmak kimsenin işine gelmez.

Ama gerçek şu:

Sorun okulda başlamıyor. Sorun evde başlıyor.

Bir çocuk saygıyı okulda öğrenmez. Disiplini de öğretmen kazandırmaz tek başına. Bunlar evde başlar. Öğretmen sadece üzerine ekleme yapar. Ama ortada bir temel yoksa, kimse mucize beklemesin.

Bugün daha ilkokul çağındaki çocuklar, akşam aileleriyle oturup kendilerine uygun olmayan dizileri izliyor. Şiddet, bağırma, hakaret… Hepsi “normal hayat” gibi sunuluyor.

Ama mesele artık sadece televizyon da değil.

Çocuklar ellerinde telefonlarla, tabletlerle saatlerce sosyal medyada dolaşıyor, yaşlarına hiç uygun olmayan içeriklere maruz kalıyor. Oyun diye oynadıkları şeylerin içinde şiddet var, küfür var, kontrolsüz bir dünya var.

Ve biz bunu çoğu zaman “oynuyor işte” diye geçiştiriyoruz.

Sonra aynı çocuk okulda sınır tanımayınca şaşırıyoruz:

“Bizim çocuk böyle değildi.”

Peki nasıldı?

Evde izlediğini, telefonda gördüğünü okulda uygulayan bir çocuktu aslında.

Ve işin en ironik tarafı şu:

Çocuk bunları gizli saklı da yapmıyor. Yanında anne-babası var.

Yani çocuk için en güçlü onay verilmiş oluyor.

Çünkü çocuk şunu çok net anlar:

“Evde serbest olan, her yerde serbesttir.”

Bir de işin veli tarafı var…

Eskiden öğretmen bir şey söylediğinde evde ciddiye alınırdı. Şimdi ise öğretmen bir şey söylüyor, veli refleks gibi cevap veriyor:

“Benim çocuğum yapmaz.”

Yapar.

Ama asıl mesele bu değil.

Asıl mesele, çocuğun yaptığı yanlışın görülmek istenmemesi.

Bugün yaşanan her olaydan sonra bir de şu cümleyi duyuyoruz:

“Devlet bir şey yapsın.”

Yapsın da…

Devlet her çocuğun başına birini dikip ne izlediğini, ne oynadığını, nasıl büyüdüğünü kontrol edemez.

Orası hâlâ ailenin sorumluluğu.

Çünkü kabul edelim, hatayı çocukta görmek kolay… Ama o hatanın kaynağını kendimizde görmek zor.

Bugün okullarda yaşanan olaylara bakınca ortada bir “çocuk sorunu” görmüyorum ben.

Ortada ciddi bir yetişkin sorumsuzluğu görüyorum.

Çocuk dediğin, gördüğünü yapar.

Duyduğunu tekrar eder.

Ne verirsen onu alır.

Sen evde sınır koymazsan, çocuk okulda sınır tanımaz.

Sen öğretmeni küçümsersen, çocuk saygı duymaz.

Sen yanlış olanı normalleştirirsen, çocuk doğruyu ayırt edemez.

Bu kadar basit.

Sonra dönüp “gençlik nereye gidiyor?” diye soruyoruz.

Gençlik bir yere gitmiyor aslında…

Biz nereye bıraktıysak orada.

Çözüm mü?

Ne sadece cezada, ne kurallarda, ne de yeni yönetmeliklerde.

Çözüm, kimsenin konuşmak istemediği yerde: evde.

Çocuğa “hayır” diyebilmekte.

Ekrana sınır koyabilmekte.

Her istediğini vermemekte.

Sorumluluk öğretmekte.

Evet, zor.

Ama kimse demedi ki çocuk yetiştirmek kolay.

Belki de artık şu cümleyi biraz daha dürüstçe kurmamız gerekiyor:

Bugün eleştirdiğimiz çocuklar…

bizim eserimiz.

Eğer gerçekten bir şeylerin değişmesini istiyorsak, bunu okuldan beklemek kolay. Ama asıl mesele şu:

Değişimi kendi evimizde başlatmaya hazır mıyız?

Çünkü eğitim, ders ziliyle başlamaz…

Evde kurulan düzenle başlar.

Ve unutmayalım: Çocuklar kontrolden çıkmadı… Biz kontrol etmeyi bıraktık.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.