"- Sen tavuksun, sen tavuk..." Duyar hep bu nidâyı...
...
Artık asla uçamaz, açsa da kanadını,
Kendini tavuk sanır, unutmuştur adını
...
Gökyüzüne hasreti, günden güne solarak
Yavru ömrü boyunca, büyür tavuk olarak
...
Verilen nefesini bu hâl üzere solur
Kafası kel olarak kartal yaşlanır, ölür...
.....
Yine birçok mesajla sona erdi kıssamız
Helâlinden dostlara, dağıtıldı hissemiz
...
Evet, dostlar aslında kartaldı bizim sabi
“Tavuksun” diye diye, tavuk oldu pek tabi
...
Gökte uçmak yerine iktifâ etti yerde
İsteseydi uçardı, kartallık vardı serde...
...
Kafasının ortası, gagalardan kel oldu
Negatif telkinlerle, kartalken, "tavuk" öldü
...
Siz de geçip aynaya kendinize bir bakın
Siz özde kartalsınız, tavuk ölmeyin sakın
...
Çırpın kanadınızı, uçun az bir gayretle
Cemiyet baksın size, hem ibret, hem hayretle...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kadir ÇETİN
SEN TAVUKSUN
Bir gün, avcının biri zirvelerde gezerken
Keskin bakışlarıyla, etrafını süzerken
...
Bir kartal yumurtası bakar ki, durur yerde
Düşünür ki; sâhibi haşmetli kartal nerde?
...
Vicdânıysa, elvermez onu koyup gitmeye
Dağdaki kurda, kuşa, bırakıp yem etmeye
...
Alıp getirir eve binip atın sırtına
Koyar yatmakta olan gurk tavuğun altına...
...
Vakti tamam olunca yumurtalar çatlıyor
Kabuğundan sıyrılan, ortalığa atlıyor
...
Sarı sarı civcivler, hep bir soyda, bir boyda
Anası sıfatlılar, pek farkları yok huyda...
...
Ama soyu başka ya, bizim kartal yavrusu
İşte o günden başlar yüreğinin ağrısı
...
Yemlenmeye başlar o, civcivlerle birlikte
Bir süre devam eder, bu düzen, bu dirlikte
...
Yine bir gün, yem yerken kasvet çöker özüne
Kaldırır başını o, masmavi gökyüzüne
...
Bakar ki asil bir kuş, ihtişâmla süzülür
Bunu gören yavru kuş, yüreğinden üzülür...
...
O bir kartal yavrusu… Özünde uçmak var ya
“Tavukça” yaşadığı dünyâdan kaçmak var ya
...
Çile çeşit çeşittir… Başa gelen çekilir
Ve lâkin uçmak varken, niçin yerde sekilir?
...
Bizim kartal yavrusu, öylece baka kalır
Fakat anne tavuktan ikazı çabuk alır
...
Seyrederken kartalı, kafasına gaga yer
Hışımla ana tavuk, bu yavruya şöyle der;
...
“- O gördüğün kuş var ya, gökyüzünün şâhıdır
Kartal derler adına, kuşlar padişâhıdır
...
Sen ise bir tavuksun, göklerde uçamazsın
Onun gibi süzülüp kanadın açamazsın
...
O hayâli zihninden tez, hemen sileceksin
Sen tavuksun, o kartal!.. Hâddini bileceksin…"
...
Bizim yavru çaresiz, başını öne eğer
Ne zaman göğe baksa, kafasına gaga yer
...
Yavru, göğe baktıkça tavuk vurur gagayı
"- Sen tavuksun, sen tavuk..." Duyar hep bu nidâyı...
...
Artık asla uçamaz, açsa da kanadını,
Kendini tavuk sanır, unutmuştur adını
...
Gökyüzüne hasreti, günden güne solarak
Yavru ömrü boyunca, büyür tavuk olarak
...
Verilen nefesini bu hâl üzere solur
Kafası kel olarak kartal yaşlanır, ölür...
.....
Yine birçok mesajla sona erdi kıssamız
Helâlinden dostlara, dağıtıldı hissemiz
...
Evet, dostlar aslında kartaldı bizim sabi
“Tavuksun” diye diye, tavuk oldu pek tabi
...
Gökte uçmak yerine iktifâ etti yerde
İsteseydi uçardı, kartallık vardı serde...
...
Kafasının ortası, gagalardan kel oldu
Negatif telkinlerle, kartalken, "tavuk" öldü
...
Siz de geçip aynaya kendinize bir bakın
Siz özde kartalsınız, tavuk ölmeyin sakın
...
Çırpın kanadınızı, uçun az bir gayretle
Cemiyet baksın size, hem ibret, hem hayretle...