Anatomik yapımızın en önemli unsurlarından birisi de dolaşım sistemimizdir. Görevi, vücudumuzun ihtiyacı olan kanı damarlar yoluyla en uç noktaya kadar taşımaktır. Bunu sağlayan, küçük bir pompa gibi mükemmel çalışan hayati organımız yürektir.
Ruhumuzun da yaşamasını sağlayan; yüreğimizde manyetik titreşimlerle meydana gelen, görünmez bir kuvvetin tesiri ile oluşan sevgi, mutluluk, huzur, inanç, vicdan, neşe, üzüntü gibi hislerimizin ana merkezi yine kalptir. (Biz ona gönül de diyoruz.)
Nasıl ki bedenimiz kansız yaşayamazsa ruhumuz da sevgisiz yaşayamaz. Çünkü sevgi de tıpkı kan gibi ruhumuzu besleyen en güçlü duygumuzdur. Onsuz sadece "robotik" bir hayat yaşardık.
Kalbimiz birbirinden farklı sevgileri içinde barındırır. Bunlardan Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, ana baba, evlat, eş, insan, hayvan ve tabiat sevgisini misal verebiliriz.
Biz insanın sahip olduğu sevgi yerine, en az onun kadar güçlü olan bir diğer duygudan bahsetmek istiyoruz.
İnsana rahatlık, huzur veren, onu kaygı ve endişeden koruyan güven duygusu, sığınılacak bir liman gibidir. Sevgi gibi insanda bir anda teşekkül etmez; araştırmak, tanımak, doğru bilgi ve zaman ister. Aslında kısaca tarifi, hiç şüphe etmeden inanmaktır.
Eğer birine güveniyorsanız, onun hakkında aklınıza hayatınız boyunca asla "acaba" sorusu gelmez. Eğer geliyorsa orada bir güven duygusundan söz edilemez demektir. Ayrıca güvenmek için sevgi şarttır. Çünkü kimse sevmediği birine güvenemez, güvenmediğini de sevemez.
Bu iki duygunun her biri bir kanat gibidir. Nasıl ki kuşlar ve uçaklar tek kanatla uçamazsa, insan da bu ikisi bir arada olmadan huzurlu bir hayata ulaşamaz!..
Günümüzde insanlar arasındaki anlaşmazlıkların ve tartışmaların temelinde yatan şey, güvenden kaynaklanan sevginin kaybolmasıdır. Ya sevmeyi beceremedikleri ya da güvenmekten korktukları için daima huzursuzdurlar.
Bu yüzden de "Sana güveniyorum" ve "Seni seviyorum" kelimeleri anlamını ve etkisini yitirmiş halde. Hatta maalesef insanların; huzur içinde mutlu bir hayata güvenden ve sevgiden mahrum kalarak ulaşabileceklerini zannetmeleri, kanatsız uçmaya çabalayan kuşlara benziyor...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ender KANDENİZ
Kanatsız Uçmak...
Anatomik yapımızın en önemli unsurlarından birisi de dolaşım sistemimizdir. Görevi, vücudumuzun ihtiyacı olan kanı damarlar yoluyla en uç noktaya kadar taşımaktır. Bunu sağlayan, küçük bir pompa gibi mükemmel çalışan hayati organımız yürektir.
Ruhumuzun da yaşamasını sağlayan; yüreğimizde manyetik titreşimlerle meydana gelen, görünmez bir kuvvetin tesiri ile oluşan sevgi, mutluluk, huzur, inanç, vicdan, neşe, üzüntü gibi hislerimizin ana merkezi yine kalptir. (Biz ona gönül de diyoruz.)
Nasıl ki bedenimiz kansız yaşayamazsa ruhumuz da sevgisiz yaşayamaz. Çünkü sevgi de tıpkı kan gibi ruhumuzu besleyen en güçlü duygumuzdur. Onsuz sadece "robotik" bir hayat yaşardık.
Kalbimiz birbirinden farklı sevgileri içinde barındırır. Bunlardan Allah sevgisini, Peygamber sevgisini, ana baba, evlat, eş, insan, hayvan ve tabiat sevgisini misal verebiliriz.
Biz insanın sahip olduğu sevgi yerine, en az onun kadar güçlü olan bir diğer duygudan bahsetmek istiyoruz.
İnsana rahatlık, huzur veren, onu kaygı ve endişeden koruyan güven duygusu, sığınılacak bir liman gibidir. Sevgi gibi insanda bir anda teşekkül etmez; araştırmak, tanımak, doğru bilgi ve zaman ister. Aslında kısaca tarifi, hiç şüphe etmeden inanmaktır.
Eğer birine güveniyorsanız, onun hakkında aklınıza hayatınız boyunca asla "acaba" sorusu gelmez. Eğer geliyorsa orada bir güven duygusundan söz edilemez demektir. Ayrıca güvenmek için sevgi şarttır. Çünkü kimse sevmediği birine güvenemez, güvenmediğini de sevemez.
Bu iki duygunun her biri bir kanat gibidir. Nasıl ki kuşlar ve uçaklar tek kanatla uçamazsa, insan da bu ikisi bir arada olmadan huzurlu bir hayata ulaşamaz!..
Günümüzde insanlar arasındaki anlaşmazlıkların ve tartışmaların temelinde yatan şey, güvenden kaynaklanan sevginin kaybolmasıdır. Ya sevmeyi beceremedikleri ya da güvenmekten korktukları için daima huzursuzdurlar.
Bu yüzden de "Sana güveniyorum" ve "Seni seviyorum" kelimeleri anlamını ve etkisini yitirmiş halde. Hatta maalesef insanların; huzur içinde mutlu bir hayata güvenden ve sevgiden mahrum kalarak ulaşabileceklerini zannetmeleri, kanatsız uçmaya çabalayan kuşlara benziyor...