Farklı duygularla karşıladığımız bu yılın ramazan ayındayız. Ve her zaman olduğu gibi bir çoğumuz o klasik: “Nerede o
eski ramazanlar?” cümlesini kurmuşuzdur. Ama ne çare ki sadece bu cümleyi zikretmekten başka bir şey gelmiyor artık
elimizden. Yeni ramazan düzenine alışıyoruz sanki.
Çok değil daha on yıl öncesinin ramazan günlerini özlemle anlatmaya devam ediyoruz. Peki neler değişti o günlerden
bugüne bir bakalım:
İftarlarda bütün aile fertleri her gün sofrada olurdu eskiden, şimdi ancak hafta sonları bütün aile bir araya gelebiliyor.
Malum iş, trafik…
Sokaklarda, oruçsuz olan insan yok denecek kadar azdı eskiden; şimdilerde, ramazanda sokağa çıktığınızda kendinizi
ister istemez kötü hissediyorsunuz. Zira oruç tut(a)mayan insan sayısı çok fazla.
Ramazan günleri neşeli, sabırlı ve fedakârca geçerdi eskiden ama şimdi bir çok insan orucu bahane ederek kavga, gürültü
ve patırtıya meyilli hâle geldi. Sanki eskiden duyarlı anne baba sayısı daha fazlaydı.
Oruç tutamayacak kadar küçük çocuklarının evleri dışında yeme içmelerine mani olurlardı. Şimdilerde evin dışında birlikte
atıştırıyorlar maalesef.
Eskiden ramazanlar daha bir manevi havada geçerdi sanki. Müzik ve diğer eğlence organizasyonları ramazan ayı dışında
yapılırdı. Şimdilerde bütün müzik piyasası bu mübarek ayı fırsat belleyip 11 ayda kazandıklarını bu ayda katlama çabası
içinde program üstüne program yapıyorlar. Meyhane havası tadındaki bu organizasyonların, sanatçıların kazandıkları
paralar dışında hiç kimseye hiçbir faydası olmadığı gibi manevi lezzetlerin doruğa çıkması beklenen bu mübarek ay, o
konserden bu konsere koşuşturmaların bitmediği gayri manevi sıradan günlere benzetilmek istenmektedir.
Yeni neslin, yeni anlayışlarla inşa etmeye çalıştığı bu ramazan düzenini benimsemiş ve ramazan günlerinin manevi
kuvvetinden bihaber şahıslar dışında, eski ramazanlara özlem duyarak vaktini boşa harcamayan kişiler de var
toplumumuzda. Yani her şeye ve farklı planlara rağmen manevi gücü hiç azalmamış bu ayların sultanını en iyi şekilde
değerlendiren insanlar...
Özlemlerini yaşayan, ramazan ayından istifade nisbetini artırma çabasındaki güzel insanların arasında olmayı istemeyen
yoktur herhâlde. O zaman iki ihtimal var: Ya o güzel insanları örnek alıp istifade nisbetini artırmak ya da konser konser
gezip yaklaşık yirmi saatte elde edilen manevi kazancı bir saatte acımasızca harcamak… Dünyanın hiçbir yerinde
böylesine saçma bir alışveriş sistemi ve gelir gider dengesizliğine ve böyle bir tüccara asla rastlayamazsınız. O tüccar ya
ticareti bırakır ya da ona acıyanlar bıraktırır.
Hayırlı tercihler ve bol kazançlı ticaretler…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayhan ÖZBEK
YENİ RAMAZANLAR
Farklı duygularla karşıladığımız bu yılın ramazan ayındayız. Ve her zaman olduğu gibi bir çoğumuz o klasik: “Nerede o
eski ramazanlar?” cümlesini kurmuşuzdur. Ama ne çare ki sadece bu cümleyi zikretmekten başka bir şey gelmiyor artık
elimizden. Yeni ramazan düzenine alışıyoruz sanki.
Çok değil daha on yıl öncesinin ramazan günlerini özlemle anlatmaya devam ediyoruz. Peki neler değişti o günlerden
bugüne bir bakalım:
İftarlarda bütün aile fertleri her gün sofrada olurdu eskiden, şimdi ancak hafta sonları bütün aile bir araya gelebiliyor.
Malum iş, trafik…
Sokaklarda, oruçsuz olan insan yok denecek kadar azdı eskiden; şimdilerde, ramazanda sokağa çıktığınızda kendinizi
ister istemez kötü hissediyorsunuz. Zira oruç tut(a)mayan insan sayısı çok fazla.
Ramazan günleri neşeli, sabırlı ve fedakârca geçerdi eskiden ama şimdi bir çok insan orucu bahane ederek kavga, gürültü
ve patırtıya meyilli hâle geldi. Sanki eskiden duyarlı anne baba sayısı daha fazlaydı.
Oruç tutamayacak kadar küçük çocuklarının evleri dışında yeme içmelerine mani olurlardı. Şimdilerde evin dışında birlikte
atıştırıyorlar maalesef.
Eskiden ramazanlar daha bir manevi havada geçerdi sanki. Müzik ve diğer eğlence organizasyonları ramazan ayı dışında
yapılırdı. Şimdilerde bütün müzik piyasası bu mübarek ayı fırsat belleyip 11 ayda kazandıklarını bu ayda katlama çabası
içinde program üstüne program yapıyorlar. Meyhane havası tadındaki bu organizasyonların, sanatçıların kazandıkları
paralar dışında hiç kimseye hiçbir faydası olmadığı gibi manevi lezzetlerin doruğa çıkması beklenen bu mübarek ay, o
konserden bu konsere koşuşturmaların bitmediği gayri manevi sıradan günlere benzetilmek istenmektedir.
Yeni neslin, yeni anlayışlarla inşa etmeye çalıştığı bu ramazan düzenini benimsemiş ve ramazan günlerinin manevi
kuvvetinden bihaber şahıslar dışında, eski ramazanlara özlem duyarak vaktini boşa harcamayan kişiler de var
toplumumuzda. Yani her şeye ve farklı planlara rağmen manevi gücü hiç azalmamış bu ayların sultanını en iyi şekilde
değerlendiren insanlar...
Özlemlerini yaşayan, ramazan ayından istifade nisbetini artırma çabasındaki güzel insanların arasında olmayı istemeyen
yoktur herhâlde. O zaman iki ihtimal var: Ya o güzel insanları örnek alıp istifade nisbetini artırmak ya da konser konser
gezip yaklaşık yirmi saatte elde edilen manevi kazancı bir saatte acımasızca harcamak… Dünyanın hiçbir yerinde
böylesine saçma bir alışveriş sistemi ve gelir gider dengesizliğine ve böyle bir tüccara asla rastlayamazsınız. O tüccar ya
ticareti bırakır ya da ona acıyanlar bıraktırır.
Hayırlı tercihler ve bol kazançlı ticaretler…